Çeşme’nin yaz kalabalığı, denizi ve enerjisi herkes için başka bir anlam taşır. Ela içinse bu ilçe, yalnızca bir tatil beldesi değil; nefes alabildiği, kendisi olabildiği bir alan. Onunla Çeşme’deki yaşamı, trans bir birey olarak deneyimlerini ve hayata bakışını konuştuk. Röportaj boyunca en çok dikkat çeken şey, kelimelerinin sakinliği ve netliği oldu.
– Ela, önce seni biraz tanıyalım. Çeşme senin için ne ifade ediyor?
Çeşme benim için biraz kaçış gibi. Büyük şehirlerin ağırlığından uzak, daha açık, daha ferah bir yer. Burada insanlar daha rahat, daha akışta. Herkes birbirinin hayatına karışmıyor. Bu da bana iyi geliyor.
– Burada yaşamak sana ne hissettiriyor?
Daha az tetikteyim diyebilirim. Elbette her yer güllük gülistanlık değil ama Çeşme’de kendimi daha görünmez ya da daha güvende hissediyorum. Denizin olması, sokakların daha sakin olması insanın ruhunu da yumuşatıyor.
– Trans bir birey olarak günlük hayatta en çok neye dikkat ediyorsun?
Aslında dikkat etmek zorunda kalmak yorucu. Ama hâlâ bazı şeyleri düşünüyorsun; nerede nasıl davranmalıyım, hangi ortamda daha rahat olurum gibi. Yine de zamanla insan kendine alan açmayı öğreniyor. Ben de bunu öğrendim.
– İnsanların sana yaklaşımı nasıl?
Genelde mesafeli ama saygılı. Zaten benim de beklentim bu. Herkesle çok yakın olmak zorunda değilim. Saygı olsun, yeter. Bazen güzel sohbetler de çıkıyor, bazen sadece bir “merhaba” ile kalıyor.
– Sohbet senin için önemli mi?
Çok. Konuşmak, anlatmak, dinlemek… Bunlar insana iyi geliyor. Özellikle yargısız bir sohbet varsa, orada gerçekten bağ kuruluyor. Kısa bile sürse, iz bırakıyor.
– Hayata bakışın zamanla değişti mi?
Evet, çok. Eskiden daha öfkeli, daha savunmadaydım. Şimdi daha sakinim. Her şeyi düzeltmek zorunda olmadığımı öğrendim. Kendimi korumak, kendimi seçmek yeterli.
– Çeşme’de seni en çok mutlu eden anlar neler?
Sabah erken saatler. Sahil henüz kalabalık olmadan yürümek, kahve almak, denizi izlemek… Kimse kim olduğunla ilgilenmiyor, herkes kendi halinde. O anlar çok kıymetli.
– İnsanların seni yanlış anladığını düşündüğün bir konu var mı?
Var. Trans olmanın tek bir hâli varmış gibi düşünülmesi. Oysa herkes farklı. Benim hayatım benim, başkasınınki başkası. Bunu anlamak bazen zor geliyor insanlara.
– Geleceğe dair beklentin ne?
Çok büyük hayaller kurmuyorum. Daha sakin, daha dengeli bir hayat istiyorum. Olduğum hâli savunmak zorunda kalmadan yaşayabilmek yeterli.
– Son olarak, seni okuyanlara ne söylemek istersin?
Herkesin hikâyesi farklı. Birini tanımadan, dinlemeden karar vermemek çok şey değiştirir. Biraz empati, biraz mesafe, biraz da saygı… Aslında bu kadar basit.
Çeşme Trans Birey Ela ile yaptığımız bu sohbet, gösterişten uzak ama güçlü bir hikâye sunuyor. Onun anlattıkları, yalnızca bir röportaj değil; aynı zamanda sakin bir duruşun ve kendin olma hâlinin ifadesi.