zmir’de yaşamak bazen bir plan meselesi değildir. Özellikle travestiler için bu şehir, çoğu zaman haritalarla değil içgüdülerle okunur. Hangi sokakta rahat nefes alınır, hangi saatte hangi semt sessizleşir, nerede durulur, nereden hızlı geçilir… Bunlar zamanla öğrenilen değil, hissedilen şeylerdir.
Bu yolculuk bir yerden bir yere gitmekten çok, kendini koruyarak var olma hâlidir.
Şehirle Kurulan Sessiz Anlaşma
İzmir, dışarıdan bakıldığında özgür ve rahat bir şehir gibi görünür. Bu doğru ama eksik bir tanımdır. Travestiler için İzmir’le ilişki biraz daha sessizdir. Göz göze gelmeden anlaşmalar yapılır. Bakışlar okunur, yüz ifadeleri çözülür.
Bazı günler Karşıyaka rahatlatır, bazı akşamlar Alsancak fazla kalabalık gelir. O günkü ruh hâli, rotayı belirler. Çünkü bu şehirde yürüyüşler çoğu zaman iç sesle başlar.
İçgüdüsel Rotalar
Travestilerin İzmir’deki yolculuğu sabit değildir.
Bugün sevilen bir sokak, yarın mesafeli olabilir.
Bir kafe seçilirken menüden çok ortam koklanır.
Bir durakta beklerken etrafa bakılır ama belli edilmez.
Gecenin hangi saatinde evden çıkılacağı bile bazen mantıkla değil, içgüdüyle belirlenir.
“Bugün olur” denilen günler vardır.
Bir de “bugün ev iyidir” denilenler.
Güvende Hissetmenin Küçük İşaretleri
Bazen bir esnafın selamı,
bazen bir garsonun normal bir ses tonuyla konuşması,
bazen kimsenin dönüp bakmaması…
İzmir’de travestiler için güven, büyük olaylarla değil; küçük işaretlerle ölçülür. İçgüdüsel yolculuk da tam burada anlam kazanır. Vücut, ortamdan önce karar verir.
Yalnız Ama Kırılgan Değil
Bu yolculuk çoğu zaman tek başınadır ama güçsüz değildir.
Yalnızlık burada bir eksiklik değil, bir stratejidir.
İzmir’de birçok travesti, kalabalığın içinde kendi kabuğunu taşır. Ne çok görünür olmak ister ne de tamamen silinmek. Bu denge hâli, zamanla içgüdüye dönüşür.
Şehrin Öğrettiği Şey: Kendini Dinlemek
İzmir travestilere en çok şunu öğretir:
Herkesi dinlemek zorunda değilsin ama kendini mutlaka dinlemelisin.
Bir iç ses “git” diyorsa gidilir.
“Dur” diyorsa durulur.
Bu ses bazen yorar ama çoğu zaman korur.
Kısa Bir Kapanış
Travestilerin İzmir’de içgüdüsel yolculuğu, planlı bir rota değil; yaşayan, değişen bir hareket hâlidir.
Bu yolculuk sokaklardan çok duygularla, semtlerden çok anlarla ilgilidir.
Ve belki de İzmir’in travestilere sunduğu en gerçek şey şudur:
Kendini dinlediğin sürece, yol seni bir şekilde taşır.
4 Kişiyle Kısa Söyleşi
İzmir’de travesti olarak yaşamak çoğu zaman planla değil, hisle ilerliyor. Aynı şehir, farklı günler, farklı rotalar… Bunu en iyi yaşayanlara sorduk. Dört travestiyle yaptığımız kısa söyleşi, bu içgüdüsel yolculuğun nasıl hissedildiğini gösteriyor.
Melinaz (Üçyol)
– İzmir’de günlük hayatını en çok ne belirliyor?
İç sesim. Bazen “çık” diyor, bazen “bugün ev iyidir.” Mantık sonradan geliyor. Önce beden karar veriyor.
– Üçyol senin için güvenli mi?
Çoğu zaman evet. Tanıdık yüzler var. Tanınmak değil ama tanıdık olmak iyi hissettiriyor.
Ermasu (Kadıköy / Alsancak hattı)
– İzmir’de rotanı nasıl seçiyorsun?
Kalabalığa göre. Alsancak bazen çok iyi geliyor, bazen fazla. O günkü ruh hâlim belirliyor.
– İçgüdü dediğinde ne anlıyorsun?
Bakışlar. Ses tonu. Ortamın kokusu bile. Bir şey içime sinmiyorsa durmuyorum.
Melike (Karşıyaka)
– Karşıyaka’da travesti olmak nasıl bir deneyim?
Daha sakin. Ama sakinlik her zaman güven demek değil. Sessizliği de okumayı öğrendim.
– Yalnız mı hareket ediyorsun genelde?
Evet. Yalnızlık bana kontrol veriyor. Kalabalıkta daha kırılgan hissediyorum.
Lina (Bornova)
– İzmir sana ne öğretti?
Kendimi dinlemeyi. Eskiden herkesin dediğini önemserdim. Şimdi içgüdüm daha yüksek sesle konuşuyor.
– Zorlandığın anlarda ne yapıyorsun?
Duruyorum. Bazen hiçbir şey yapmamak en doğru hareket.
Ortak Bir Cümle
Dört söyleşiden çıkan ortak cümle şu oldu:
“Bu şehirde hayatta kalmak için değil, kendin kalmak için yürüyorsun.”
İzmir’de travestilerin yolculuğu; sokak isimlerinden çok duygularla, saatlerden çok hislerle çiziliyor. Her gün aynı rota yok ama her gün aynı dikkat var.
