Ocak — “Şehir Aynı, Ben Biraz Eksik”
2025’e girerken İzmir değişmemişti.
Deniz aynı kokuyordu, Kordon’da rüzgâr aynı yerden esiyordu. Ama Ela için yıl, sanki bir sayfa eksik başlamıştı. Günlüğünün ilk sayfasına sadece şunu yazmıştı:
“Buradayım ama tam değilim.”
O cümleyle başladı her şey.
Şubat — Kaybolmak Diye Bir Şey Var
Ela kaybolduğunu düşündü önce.
Ama aslında ortadan kaybolmamıştı. Sadece daha az görünür olmuştu. Daha az konuşuyor, daha kısa yürüyordu. İnsanların arasından geçerken sanki saydam bir perde vardı üstünde.
Günlüğüne şunu not aldı:
“Kaybolmak bazen gitmek değil, durmakmış.”
Mart — Alsancak’ta Bir Bank, Bir Saat
Mart ayında Alsancak’ta bir bankta uzun süre oturdu Ela.
Telefonu elindeydi ama kimseyi aramadı. Yanından geçenler onu fark etmedi bile. Bu fark edilmemek hâli tuhaftı; ne acıttı ne de rahatlattı. Sadece gerçekti.
O gün günlüğüne tek bir saat yazdı: 17.42
Altına hiçbir şey eklemedi.
Nisan — Günlükler Neden Yazılır?
Ela bir gece şunu sordu kendine:
“Ben bunu kime yazıyorum?”
Cevap hemen gelmedi. Belki kimseye. Belki kendine bile değil. Ama yazmaya devam etti. Çünkü bazı cümleler, söylenmezse insanın içinde ağırlaşıyordu.
“Travesti olmak hep anlatılacak bir hikâye değil,” diye yazdı.
“Bazen sadece yaşanıyor.”
Mayıs — İzmir’in Gündüzü Daha Kolay
Geceler hâlâ temkinliydi ama gündüzler…
Gündüzler daha dürüsttü. Gözlük takıp yürümek, kahve almak, vapura binmek… Gündüz, Ela’nın nefes aldığı zamandı.
Bir gün Konak iskelesinde şunu yazdı:
“Gündüzleri kendimi daha az açıklamak zorunda kalıyorum.”
Bu, 2025’in küçük ama önemli keşiflerinden biriydi.
Haziran — Bir Fotoğraf Silindi
Ela telefonundan eski bir fotoğrafı sildi.
Nedenini bilmiyordu. Fotoğraf kötü değildi. Ama artık ona ait hissettirmiyordu. Günlüğüne bu silme anını yazdı. Çünkü bazen kayıp dediğimiz şey, bilinçli bir bırakmaydı.
“Herkes kaybolanı arar,” diye not düştü.
“Ben bazen bilerek kaybediyorum.”
Temmuz — Yaz Geldi Ama Hafiflemedi
İzmir yazın herkese iyi gelir derler.
Ela için bu tam doğru değildi. Yaz geldi ama içindeki ağırlık hemen çözülmedi. Yine de sıcak akşamlar, daha az kalın düşünceler getirdi.
Günlüğünde şu cümle vardı:
“Hafiflik bazen gelmez, çağrılır.”
Ağustos — Kendi Adını Unutmamak
Ela, bir gün kendi adını yüksek sesle söyledi.
Kimse yoktu yanında. Sadece kendisi. Ama bu bile önemliydi. Çünkü 2025 boyunca en çok korktuğu şey, kendini sessizce silmekti.
“Adımı unutmadım,” diye yazdı.
“Bu yeter.”
Eylül — Günlükler Kaybolmaya Başladı
Bazı sayfalar eksikti artık.
Yırtılmamışlardı, silinmemişlerdi ama yoklardı. Ela bunun farkındaydı. Kayıp travesti günlükleri denen şey belki de buydu: Her gün yazılmayan, ama yaşanan zamanlar.
“Her an yazıya dönüşmez,” dedi kendine.
“Bazıları bedende kalır.”
Ekim — İzmir’e Alışmak Değil, İzmir’le Yaşamak
Ela İzmir’e alıştığını değil, onunla birlikte yaşadığını fark etti.
Bu fark inceydi ama derindi. Şehir artık bir sahne değil, bir eşlikçiydi.
Günlüğünde şu satır vardı:
“İzmir beni taşımıyor, ben onunla yürüyorum.”
Kasım — Kayıp Olmak Her Zaman Kötü Değil
Kasım ayı, kabul ayı oldu.
Ela kayıp olduğunu inkâr etmedi artık. Ama bunun bir eksiklik değil, bir ara hâl olabileceğini düşündü. Günlüğün bu kısmı daha sakindi, daha az cümle vardı.
“Kaybolmak bazen yön değiştirirken olur.”
Aralık — Günlük Kapanmadı
2025 bitti ama günlük bitmedi.
Ela son sayfaya “son” yazmadı. Sadece tarihi attı ve defteri kapattı. Çünkü bazı hikâyeler bitmez; sadece başka bir yerden devam eder.
“Ben kayıp değilim,” diye yazdı en sona.
“Sadece görünmediğim bir yerdeyim.”
Son Not
İzmir’de 2025’te Ela’nın kayıp travesti günlükleri, dramatik bir kayboluşun değil; sessiz bir iç yolculuğun kaydıydı. Her sayfa bulunmadı, her cümle yazılmadı. Ama yaşandı.
Ve bazen en gerçek günlükler,
hiç kimsenin eline geçmeyenlerdir.
