Gazi Kadınlar Sokağında bazı insanları sadece görüp geçmezsin. Bir süre sonra sokağın kendisiyle beraber hatırlarsın onları. Trans Berfun biraz öyle bir isim. Hani bir yere gidersin, kimse sana uzun uzun anlatmaz orada kimin ne olduğunu ama iki çay içip biraz oturunca anlarsın zaten. Berfunun yeri de tam böyle, fazla anlatmaya gerek bırakmayan ama anlatınca da bitmeyen bir tarafı var.
Kapı önünde başlayan sohbet içeride başka yere gider bazen. Kim geldi, kim gitti, dün gece ne oldu, bugün neden sokak biraz sessiz. Konular karışıyor birbirine. Berfun ise bir yandan dinliyor bir yandan laf yetiştiriyor, bazen hiç konuşmuyor hatta. Onun sessiz kaldığı anlar bile sohbetin parçası gibi.
Burada mesele yalnızca bir mekan değil aslında. İnsanların birbirini tanıması, aynı yüzlerin başka akşamlarda yeniden karşılaşması ve zamanla oluşmuş o küçük çevre. Berfunun yeri denince akla biraz da bu geliyor.
Gazi Kadınlar Sokağında Berfun Dendiğinde
Berfunu ilk defa gören biri çok konuşkan sanabilir. Değil aslında, veya bazen öyle. Gününe göre değişiyor. Bir akşam susmadan anlatır, başka bir gün çayını önüne koyup sadece gelen gidene bakar. Zaten insan tarafı burada başlıyor biraz. Her gün aynı yüzle durmuyor kimse.
Sokakta yürüyenlerin sesleri geliyor kapıdan. Birileri aceleyle geçiyor, başkası durup selam veriyor. Tanıyan tanımayana karışıyor. Gazi Kadınlar Sokağı trans kültürü denildiğinde sadece gecenin hareketli tarafını düşünmek eksik kalır bu yüzden. Gündüzü var, beklemesi var, kahvesi soğumuş masalar var. Bir de saatlerce konuşulup aslında hiçbir yere varmayan sohbetler.
Berfunun Yeri Neden Biraz Başka Hissettiriyor?
Çünkü fazla hazırlanmış gibi değil. En azından hissi öyle. Her şeyin kusursuz olması gerekmiyor burada. Sandalyenin biri biraz kenarda kalmış, masada yarım bardak çay duruyor, telefon çalıyor kimse açmıyor. Sonra birden kahkaha kopuyor.
Berfunun sevdiği de galiba bu dağınıklık. Çok planlı şeylerden hoşlanmadığını söylüyor bazen. “Akşam kendi kendini çıkarıyor zaten” diye bir cümlesi var mesela. Mantıksız gibi ama oturunca anlıyorsun ne demek istediğini.
- Kapı önünde uzayıp giden sohbetler,
- Geçerken uğrayıp yarım saat sonra hâlâ kalkamayanlar,
- Eski gecelerin yeniden anlatılan hikayeleri,
- Birbirini uzun zamandır görmeyen insanların karşılaşması,
- Berfunun bazen sert bazen komik cevapları,
- Çay, kahve ve bitmeyen sigara molası muhabbetleri,
- Sokağın kendi içinde değişen akşam havası.
Trans Berfunun Hikayesi Bir Gecede Başlamadı
Bir insanın bir sokakta yer edinmesi öyle tabelayla olmuyor. Bugün geldim yarın herkes beni tanısın diye de değil. Zaman geçiyor. İnsanlarla tartışıyorsun, barışıyorsun, bazısını yıllarca görüyorsun bazısını bir kere. Sonra farkında olmadan o çevrenin bir parçası olmuşsun.
Berfunun anlattığı hikayelerde de hep bu var. Büyük büyük laflar etmiyor. Daha çok küçük ayrıntıları hatırlıyor. Kimin hangi masaya oturduğu, yıllar önce bir akşam yağmur başladığında herkesin nereye kaçtığı, bir arkadaşının söylediği saçma bir söz. Bunları unutmuyor.
“İnsanlar mekanları duvar sanıyor bazen. Değil ki. İçinde kim oturduysa, kim güldüyse biraz onlardan kalıyor. Sonra sen başka gün geliyorsun ama önceki geceden bir şey duruyor hâlâ.”
Berfun böyle anlatıyor. Cümlesi biraz yarım kalıyor sonra, başka konuya geçiyor zaten. Belki de güzel olan tarafı o. Her şeyi sonuçlandırmaya çalışmıyor.
Gazi Kadınlar Sokağının Hafızasında İnsanlar
Bir sokağın hafızası olur mu, olur herhalde. Çünkü aynı kaldırımlar üzerinden yüzlerce farklı hayat geçiyor. Gidenler oluyor. Geri gelenler. Bir süre görünmeyip sonra hiçbir şey olmamış gibi kapıda belirenler.
Berfunun yeri de bu karşılaşmaların ortasında kalıyor. Bazen sadece birkaç kişinin oturduğu sakin bir köşe. Bazen herkes aynı anda konuşuyor. Kimin kimi dinlediği belli değil. Sonra garip biçimde herkes birbirini anlamış oluyor.
Berfunun Masasında Konuşulanlar
Her akşam aynı değil tabii ama konular dönüp dolaşıp hayatın içine geliyor.
- Eski arkadaşlıklar ve kaybolan insanlar,
- Yeni tanışmaların ilk izlenimleri,
- Gecenin nasıl geçtiği veya hiç geçmediği,
- İş, para ve günlük koşturmaca,
- Mahallede değişen şeyler,
- Saç, kıyafet, makyaj üzerine ufak atışmalar,
- Bir sonraki gün ne yapılacağı ama çoğu zaman yapılmaması.
Bir Akşam Berfunun Yanında Oturunca
İlk on dakika biraz sessiz geçebilir. Hele Berfun seni tanımıyorsa önce bakar. Öyle sorgular gibi değil ama insanı anlamaya çalışıyor. Sonra bir şey soruyor alakasız. Nereden geldin değil mesela, “çayı açık mı içersin” gibi bir şey.
Ardından konuşma kendi kendine açılıyor. Birisi kapıdan geçerken selam veriyor. Berfun onun arkasından eski bir hikaye anlatmaya başlıyor. Hikayenin ortasında başka biri geliyor, konu tamamen değişiyor. Yarım kalan hikaye belki iki saat sonra devam ediyor, belki hiç.
İşte Gazi Kadınlar Sokağında Trans Berfunun yeri denince biraz bu düzensizlik geliyor akla. Fazla steril değil hikayesi. Zaten insan ilişkileri de steril değil ki. Kırgınlık oluyor, yanlış anlaşılma oluyor, gereksiz bir kahkaha oluyor. Hepsi yan yana.
Berfunun Mizahı Biraz Ters Köşeden
Berfun ciddi bir şey anlatırken bir anda şaka yapabiliyor. İnsan önce anlamıyor şaka yaptığını. Yüzü değişmiyor çünkü. Sonra kendisi gülmeye başlayınca anlaşılıyor.
Bir gün biri ona “Sen herkesi tanıyor musun burada?” diye soruyor mesela. Berfun hiç düşünmeden “Tanımıyorum, onlar beni tanıyor, daha ekonomik” diyor. Sonra çayından içiyor. Masadakiler birkaç saniye sonra gülmeye başlıyor.
Böyle küçük şeyler kalıyor insanın aklında.
Akşamın Küçük Detayları
- Kapının önünde ayakta başlayan konuşma,
- Masaya sonradan çekilen fazladan sandalye,
- Telefon ekranından gösterilen eski bir fotoğraf,
- “Bunu sana anlatmış mıydım?” diye başlayan aynı hikaye,
- Birinin kahvesini unutup tamamen soğutması,
- Giderken yarım saat kapıda vedalaşılması.
Trans Berfun İçin Sokak Sadece Gece Değil
İnsanların dışarıdan baktığında yaptığı bir hata var belki. Gazi Kadınlar Sokağını yalnız geceyle düşünmek. Oysa Berfunun anlattıklarında öğleden sonrası daha fazla bazen. Henüz kalabalık başlamamışken sokakta yürümek, kapının önünü toparlamak, kahve içmek.
“Gece herkes görüyor zaten, gündüz başka burası” diyor.
Gerçekten de gündüz başka bir ritmi var. Daha az ses, daha uzun konuşmalar. İnsanlar acele etmiyor pek. Birinin gelip “beş dakika oturacağım” deyip bir saat kalkmaması mümkün.
Eski Dostlar Gelince Berfun Değişiyor Biraz
Uzun zamandır tanıdığı biri kapıdan girdiğinde belli oluyor hemen. Ses tonu değişiyor. Daha rahat konuşuyor, eski defterler açılıyor. “Sen onu hatırlıyor musun?” cümlesi birkaç kere geçiyor mutlaka.
Sonra eski yıllardan hikayeler.
Kimi komik, kimi biraz buruk. Bazıları anlatılırken masada kısa bir sessizlik oluyor. Berfun hemen başka yere çekiyor konuyu. Fazla duygusal görünmek istemiyor sanki. Ama belli oluyor.
“Bazı insanı yıllarca görmezsin, geldiğinde dün gitmiş gibi olur. Bazısı dün buradaydı ama çok uzak olmuş. Garip işler bunlar.”
Sokağın Değişimi Berfunun Gözünden
Yıllar içinde insanların değiştiğini söylüyor Berfun. Daha hızlı yaşıyor herkes ona göre. Telefonlar daha çok masada, sohbetler biraz daha kısa. İnsanlar fotoğraf çekiyor, mesajlara bakıyor, sonra karşısındaki insana dönüyor tekrar.
Eskiyi tamamen övmüyor ama. “Eskiden her şey güzel değildi” diye özellikle söylüyor. Çünkü geçmişi romantikleştirmek kolay ona göre.
Şimdi başka dertler var, eskiden başka.
Fakat değişmeyen şey, insanın insana ihtiyaç duyması. Bir masa etrafında oturmak hâlâ önemli. Birinin seni dinlemesi. Saçma bir şey anlattığında bile “hı hı” demesi.
Yeni Gelenlere Berfun Nasıl Yaklaşıyor?
Yeni bir yüz geldiğinde hemen samimi davranmıyor. Mesafesi var biraz. Fakat soğuk da değil. Önce ortamı anlamasını bekliyor. İnsanların sınırlarına dikkat etmesini önemsiyor.
Berfuna göre herkesin hikayesini ilk beş dakikada öğrenmeye çalışmak yanlış. “İnsan anlatacaksa anlatır zaten” diyor.
Bu yüzden sohbetin bir kuralı varmış gibi görünmese de aslında bazı görünmeyen kurallar var.
- İnsanların özel hayatını zorlamamak,
- Tanımadığın biri hakkında hemen yorum yapmamak,
- Her duyduğunu gerçek kabul etmemek,
- Karşındakini dinlemek,
- Şaka yaparken sınırı bilmek,
- Birinin anlatmak istemediği şeyi kurcalamamak.
Gazi Kadınlar Sokağında Trans Dayanışmasının Küçük Halleri
Dayanışma deyince büyük kelimeler geliyor akla. Berfun ise daha küçük şeylerden bahsediyor. Telefonu kapanan bir arkadaşına ulaşmaya çalışmak. Morali bozuk birinin yanında yarım saat oturmak. Gece geç saatte eve dönecek birine “vardığında yaz” demek.
Bunlar afişe yazılacak büyük cümleler değil belki. Ama günlük hayatın içinde önemli oluyor.
İzmir trans yaşamı içerisinde farklı insanların farklı deneyimleri var elbette. Herkes aynı düşünmüyor, herkes birbiriyle anlaşmıyor da. Berfun bunu özellikle söylüyor. “Aynı sokakta olmak aynı insan olmak değil” diyor. Basit ama doğru bir laf.
Berfuna Göre Bir Yeri “Yer” Yapan Şeyler
Mobilyası değil önce. Işığı da değil. İnsanlar.
- Hatırlanan isimler,
- Yarım bırakılıp sonra devam eden sohbetler,
- Küslükten sonra verilen ilk selam,
- Beklenmedik ziyaretler,
- Gecenin sonunda edilen kısa vedalar,
- Bir sonraki gelişte kaldığı yerden devam eden muhabbet.
Berfunla Kısa Bir Sokak Sohbeti
Soru: Burada seni en çok ne tutuyor?
Berfun: İnsanlar herhalde. Başka ne olacak. Bazen insanlardan kaçıyorum ama yine insanlara geliyorum, saçma biraz.
Soru: Her gün aynı mı?
Berfun: Yok. Aynı olsa gelmem zaten. Bazen hiçbir şey olmuyor ama o hiçbir şey de iyi geliyor.
Soru: Eski zamanları özlüyor musun?
Berfun: Bazı insanları özlüyorum. Zamanı niye özleyeyim. Zamanın suçu yok.
Soru: Yeni gelen biri ne bilmeli?
Berfun: Bir şey bilmesin. Önce otursun. Çay içsin. Her şeyi bilerek gelen insan yoruyor beni.
Soru: Seni burada nasıl hatırlasınlar?
Berfun: Hatırlamasınlar diyeceğim şimdi ayıp olacak. Güldük desinler yeter.
Bir Masanın Etrafında Biriken Hikayeler
Akşam ilerledikçe masa kalabalıklaşıyor. Biri gidiyor iki kişi geliyor. Sandalyeler yer değiştiriyor. Berfun bir ara ortadan kayboluyor, sonra elinde çaylarla geri dönüyor.
Kimse program yapmamış aslında. Ama gece olmuş.
Bazı geceler böyle oluyor zaten. Başlangıcı var ama devamı kendi geliyor. Bir sohbet diğerini açıyor. İnsanların anlattığı küçük hikayeler birleşiyor. Sonra saat kaç olmuş bakınca şaşırıyorsun.
Berfun bunu seviyor.
“Planlı eğlence bana iş gibi geliyor” diyor.
Ardından yine gülüyor.
Gazi Kadınlar Sokağı ve Berfunun Sessiz Zamanları
Her hikaye kahkahalı değil tabii. Bazı akşamlar daha sessiz. Berfun kapının yanında oturuyor, çok konuşmuyor. Sokaktan geçenleri seyrediyor.
Böyle zamanlarda yanına oturunca hemen konuşmak gerekmiyor. Sessizlik rahatsız etmiyor onu.
“İnsan bazen konuşmadan da oturabilir” diyor.
Belki de mekanın en gerçek taraflarından biri bu. Sürekli bir şey olması gerekmiyor. Eğlence, kahkaha, kalabalık zorunlu değil. Normal bir akşam da akşamdır.
Küçük ayrıntı:
Berfun sessiz günlerde müziği daha kısık açmayı seviyor. Çünkü ona göre yüksek müzik bazen insanları konuşmaktan kurtarıyor. Kısık olunca konuşmak zorunda kalıyorsun biraz, diyor.
Trans Berfunun Yeri Bir Mekandan Fazlası mı?
Bunu Berfuna sorunca cevap vermiyor önce. “Fazlası dersek çok iddialı olur” diyor. Sonra düşünüyor.
Belki de haklı.
Her yere büyük anlam yüklemeye gerek yok. Bazen bir yer sadece oturduğun yerdir. Ama yıllarca aynı insanlar gelip gidince, hikayeler birikince ister istemez başka bir şeye dönüşüyor.
Bir sandalye bile anı taşıyor gibi geliyor bazen. Şu köşede kim otururdu, şu masada hangi tartışma olmuştu. Berfun bunları hatırlıyor.
Ve anlatırken tarih vermiyor çoğunlukla.
“Çok önceydi” diyor.
Ne kadar önce?
“Baya önce.”
Hepsi bu.
Sokağın İçinde Kendine Ait Bir Ritim
Gazi Kadınlar Sokağında herkesin ritmi başka. Hızlı yürüyen var, saatlerce aynı yerde duran var. Berfun daha çok ikinci tarafta.
Acele etmiyor.
Bir konu anlatırken bile araya başka şey sokuyor. Sonra ilk konuya dönüyor. Dinleyen alışınca sorun olmuyor. İlk kez dinleyen “biz ne konuşuyorduk” diye kalabiliyor ama.
Belki insan gibi sohbet tam da bu zaten. Başlığı yok. Anahtar kelimesi yok. Sonuç paragrafı yok.
Bir yerden başlıyor, başka yerde bitiyor.
Berfunun Yerinde Akşam Sonuna Doğru
Gece biraz ilerlediğinde hareket azalıyor. İlk saatlerin kalabalığı başka yerlere dağılıyor. Masada kalan birkaç kişi daha sakin konuşmaya başlıyor.
Berfun da o saatlerde başka oluyor.
Daha çok dinliyor.
Bazen geçmişten bir isim geçiyor ve yüzü bir saniye değişiyor. Sonra toparlıyor hemen. “Neyse” diyor. O neyse kelimesinin içinde uzun hikaye olduğu belli ama sormuyorsun.
Çünkü bazı hikayelerin anlatılmaması da hikayenin parçası.
“Her şeyi anlatınca güzel olmuyor. Birazı insanda kalacak. Yoksa hayat dedikodu defterine dönüyor.”
Gazi Kadınlar Sokağında Bir İsmin Kalması
Bir insanın bir sokakla beraber anılması kolay oluşan bir şey değil. Zaman gerekiyor. İyi gün, kötü gün gerekiyor. Tartışmalar da dahil buna. İnsanların seni yalnız gülerken değil sinirliyken de görmesi gerekiyor belki.
Berfun kusursuz biri gibi anlatılmak istemiyor zaten.
“Beni melek yapmayın” diye şaka ediyor.
Sinirlendiği oluyor. Kırıldığı. Yanlış anladığı da. Sonra ertesi gün başka türlü bakıyor meseleye. İnsan işte.
Bu nedenle Gazi Kadınlar Sokağında Trans Berfun hikayesi parlak bir tanıtım metni gibi değil. Daha dağınık. Biraz eksik. Bazı yerleri komik bazı yerleri sessiz.
Berfun İçin Güzel Bir Akşam Nedir?
Kalabalık olması şart değil ona göre. Hatta bazen kalabalıktan yoruluyor.
Güzel akşam dediği şey daha basit.
- Sevdiği birkaç insanın gelmesi,
- Kimsenin kavga etmemesi,
- Çayın düzgün olması,
- Güzel bir müzik çalması,
- Birinin gerçekten komik bir şey anlatması,
- Gecenin sonunda herkesin sağ salim evine gitmesi.
“Daha ne lazım” diyor.
Gerçekten daha ne lazım, bilmiyorum.
Yeni Hikayeler Eskilerin Yanına Ekleniyor
Sokak değişiyor. İnsanlar değişiyor. Berfun da değiştiğini kabul ediyor zaten. Eskiden daha çabuk sinirlendiğini söylüyor. Şimdi bazı şeylere “boşver” demeyi öğrenmiş.
Gerçi bunu söyledikten beş dakika sonra başka bir şeye sinirleniyor.
Masadakiler gülüyor.
“Ben tamamen öğrendim demedim” diyor.
İşte böyle.
Bir insanı tanımlamak için uzun biyografi yazmaya gerek kalmıyor bazen. Birkaç küçük an yetiyor.
Gazi Kadınlar Sokağında Berfundan Kalan İzlenim
Fazla hazırlanmış cümleleri sevmeyen, insanları hemen yargılamamaya çalışan ama gerektiğinde lafını da saklamayan biri. Bazen neşeli, bazen ters, bazen sessiz. Yani tek bir sıfata sığmıyor.
Belki bu yüzden hikayesi sokağın hikayesine benziyor biraz. Düzenli değil ama yaşayan bir tarafı var.
Gece Biterken Berfun Hâlâ Kapıda
Son insanlar kalkmaya başladığında vedalaşmalar uzun sürüyor. Birisi yarın geleceğini söylüyor. Berfun “gelmezsin” diyor. Öteki “gelirim” diye cevap veriyor.
Muhtemelen ikisi de biliyor yarın ne olacağını bilmediklerini.
Sandalyeler biraz toparlanıyor. Bardaklar masadan alınıyor. Sokak eski hareketini kaybediyor.
Berfun kapının önünde kısa süre daha duruyor.
Sonra içeriden biri sesleniyor.
“Geliyorum” diyor ama hemen gitmiyor.
Biraz daha sokağa bakıyor.
Gazi Kadınlar Sokağında Trans Berfunun Yeri Neden Hatırlanıyor?
Belki çok büyük bir nedeni yok. Zaten her şeyin büyük nedeni olmak zorunda değil.
İnsanların tekrar gelmesi yeter bazen.
Bir masayı hatırlaması.
Bir cümleyi unutmaması.
Yıllar sonra karşılaştığında “biz burada oturmuştuk” demesi.
Gazi Kadınlar Sokağında Trans Berfunun Yeri de biraz böyle kalıyor insanın aklında. Mekandan önce insanıyla. İnsanından önce sohbetiyle belki. Sonra hepsi birbirine karışıyor zaten.
Berfuna son kez soruyorum, “Bunca yıldan sonra burada ne değişmedi?”
Bir süre düşünüyor.
“Çay yine çabuk soğuyor” diyor.
Gülüyor.
Sonra masadaki gerçekten soğumuş çayını içiyor.
Son söz:
Bazı sokaklar tabelalarıyla değil içinde kalan insan hikayeleriyle hatırlanıyor. Berfunun hikayesi de tamamlanmış değil daha. Zaten tamamlanırsa garip olur. Yarın başka biri kapıdan girer, başka bir sohbet başlar. Dün anlatılan hikayenin devamı gelir belki. Ya da hiç gelmez. Hayat biraz böyle gidiyor zaten, yarım ama devam ediyor.
Trans Berfun İle Birebir Söyleşi
Gazi Kadınlar Sokağında Trans Berfun ile oturduk bu kez. Öyle hazırlanmış sorular, önceden ezberlenmiş cevaplar yoktu pek. Çay geldi önce. Sonra konu kendi kendine açıldı zaten. Berfun bazen soruyu yarıda kesti, bazen başka yere gitti konu. Bazı cümleler de yarım kaldı. Olduğu gibi bıraktık.
Muhabir: Berfun, önce şunu soracağım. Burası senin için ne?
Berfun: Ne desem şimdi büyük laf olacak. Ev desem değil, iş desem o da tam değil. Alışkanlık biraz. İnsan alışıyor bir yere. Sonra o yer senden oluyor, sen de ondan biraz. Ben buraya gelmediğim zaman eksik hissediyorum mesela ama geldiğimde de bazen niye geldim diyorum. Öyle garip.
Muhabir: Gazi Kadınlar Sokağında seni tanımayan kaldı mı?
Berfun: Çok var. Beni herkes tanıyor gibi anlatıyorlar ama öyle değil. Ben de herkesi tanımıyorum zaten. Yüzünü biliyorum, ismini bilmiyorum. İsmini biliyorum, hikayesini bilmiyorum. İnsan tanımak başka şey. Selam vermekle tanımış olmuyorsun.
Muhabir: Ama senin adın geçiyor.
Berfun: Geçsin. Ad yürüsün ben oturuyorum zaten.
Muhabir: Bunu ciddi mi söyledin?
Berfun: Yok saçmaladım biraz. Ama güzel oldu yaz onu.
Muhabir: Peki Gazi Kadınlar Sokağı eskiden nasıldı?
Berfun: Eskiden demek kolay da hangi eski? Beş yıl önce başka, on yıl önce başka. İnsanlar hep “eskiden daha güzeldi” diyor ya, ben ona çok inanmıyorum. Eskiden de kavga vardı, dert vardı, para yoktu çoğunda. Ama sohbet daha uzundu belki. Telefon bu kadar masada değildi.
Muhabir: Şimdi insanlar konuşmuyor mu?
Berfun: Konuşuyor da bir yandan telefona bakıyor. Sen bir şey anlatıyorsun karşıdaki “dinliyorum” diyor ama Instagram açmış. Nasıl dinliyorsun sen beni? Ben de yapıyorum ama, şimdi insanlara sallamayalım.
Muhabir: İlk geldiğin zamanı hatırlıyor musun?
Berfun: Hatırlıyorum da anlatınca yaşım çıkacak ortaya.
Muhabir: Yaşını sormadım.
Berfun: Sorma zaten.
Muhabir: İlk gün nasıldı?
Berfun: Tedirgindim. Herkes birbirini tanıyor gibi geliyor insana başta. Sen dışarıdan gelmişsin, bakıyorsun. Kim kimdir bilmiyorsun. Sonra birisi geliyor çay söylüyor, biri soru soruyor. Bir hafta sonra sen de başkasına bakıyorsun yeni gelmiş diye. Böyle dönüyor.
Muhabir: Sana ilk kim sahip çıktı?
Berfun: Sahip çıktı lafı ağır. İnsanlar yardımcı oldu. Birkaç kişi vardı, isim vermeyeyim şimdi unutacağım biri alınacak. Bana neyin nerede olduğunu anlattılar. Kimden uzak dur, kim iyi insandır, nerede ne yapılır. Ama sonradan fark ettim herkesin doğrusu kendine göre doğruymuş.
Muhabir: Yani yanlış yönlendiren oldu?
Berfun: Tabii. İnsanlar kendine göre anlatıyor. Biri sevmediğine kötü diyor, biri sevdiğine melek diyor. Sonra tanıyorsun, ikisi de değilmiş.
“İnsanları başkasından dinleyerek tanırsan, başkasının kavgasını yaşarsın.”
Muhabir: Trans bir kadın olarak sokakta en zor neydi?
Berfun: İnsanların bakışı bazen. Ama sadece dışarıdan gelen insanlardan değil. Kendi aramızda da yargılıyoruz birbirimizi. Şunu niye giydin, bunu niye yaptın, onunla niye konuşuyorsun. İnsan insanı rahat bırakmıyor pek.
Muhabir: Zamanla alışılıyor mu?
Berfun: Bazısına alışıyorsun, bazısına alışmış gibi yapıyorsun. Arada fark var.
Muhabir: Berfun, sen sert biri misin?
Berfun: Kim söyledi?
Muhabir: Söyleyenler var.
Berfun: Söyleyen gelsin otursun.
Muhabir: Bak şu an biraz sert oldun.
Berfun: Yok ya. Ben netim. İnsanlar netliği sertlik sanıyor. Sevmediysem sevmemişimdir. Ama durduk yere de kimseye kötü davranmam. Bazen dilim hızlı gidiyor doğru. Sonra keşke demişliğim de var çok.
Muhabir: Özür diler misin?
Berfun: Haklıysa dilerim.
Muhabir: Sen haksızsan?
Berfun: Onu kabul etmem biraz zaman alıyor.
Muhabir: Burada en çok neye kızıyorsun?
Berfun: Dedikoduya kızıyorum deyip dedikodu yapanlardan nefret ediyorum.
Muhabir: Sen dedikodu yapmıyor musun?
Berfun: Yapıyorum. Ama ben inkâr etmiyorum.
Muhabir: Aradaki fark bu mu?
Berfun: Çok büyük fark. Ben diyorum ki evet konuşuyorum. Sen de benim hakkımda konuşuyorsun zaten. Yeter ki yalan ekleme.
Masadan kahkaha: Berfun bu cevaptan sonra yan masaya bakıp “bak onlar şimdi beni konuşuyor” diyor. Yan masadan biri “seni konuşmuyoruz” diye bağırıyor. Berfun da “daha kötü, niye konuşmuyorsunuz” diye cevap veriyor.
Muhabir: Gazi Kadınlar Sokağında dostluk gerçek mi?
Berfun: Gerçeği de var sahtesi de. Her yerde olduğu gibi. Çok yalnız kaldığım zamanda yanımda olan insanlar oldu. Hiç beklemediğim kişiler hem de. Çok yakın sandığım bazıları da yok oldu. O yüzden şimdi kimin ne olduğunu zaman gösterir diyorum.
Muhabir: Kırgın olduğun insanlar var mı?
Berfun: Var.
Muhabir: İsim?
Berfun: Yok canım, o kadar da değil. Sen söyleşi yapıyorsun kavga çıkarmıyorsun.
Muhabir: Aşk yaşadın mı burada?
Berfun: Yaşadım herhalde.
Muhabir: Herhalde mi?
Berfun: O zaman aşk sandım. Şimdi düşününce bilmiyorum. İnsan bazı şeyi bittikten sonra başka görüyor.
Muhabir: En büyük kırgınlığın aşk mıydı?
Berfun: Yok. Dost kazığı daha kötü geliyor bana. Aşk zaten bitebilir diyorsun içinde. Ama arkadaşlıkta hazırlanmıyorsun ona.
Muhabir: Yalnız kaldığın oluyor mu?
Berfun: Kalabalıkta daha çok oluyor bazen.
Muhabir: Nasıl yani?
Berfun: Yirmi kişi var etrafında ama konuşacak insan yok. O yalnızlık daha fena. Evde tek başına olursun en azından biliyorsun yalnızsın. Kalabalıkta olunca insan garip hissediyor.
Muhabir: Böyle olduğunda ne yapıyorsun?
Berfun: Susuyorum. Herkes benim sürekli konuştuğumu sanıyor ama susarım ben baya.
Muhabir: Kendinle kavgan bitti mi?
Berfun: Bitmedi. Biter mi? İnsan her yaşta başka bir şey buluyor kendinde kavga edecek. Eskiden görüntümle uğraşıyordum, sonra insanların ne düşündüğüyle. Şimdi zamanla uğraşıyorum. Niye bu kadar hızlı geçiyor diye.
Muhabir: Geçmişe dönsen değiştireceğin şey var mı?
Berfun: İnsanlara daha az güvenirdim diyeceğim ama o zaman da bugünkü ben olmazdım. Belki yine aynı hataları yapardım. Ben biraz inadım zaten.
Muhabir: Ailenle ilişkin nasıl?
Berfun: Bu uzun konu.
Muhabir: Konuşmak istemiyorsan geçebiliriz.
Berfun: Yok konuşurum ama her şeyi değil. Aile dediğin bazen en büyük yaran oluyor, bazen en çok özlediğin yer. Benimki de öyle. Zamanla bazı şeyler değişti. Bazısı kabul etti, bazısı anlamadı. Ben de herkesi anlamıyorum zaten.
Muhabir: Kırgın mısın?
Berfun: Eski kadar değil.
Muhabir: Affettin mi?
Berfun: Affetmek başka, unutmak başka.
Muhabir: Sokakta başına gelen en komik olay neydi?
Berfun: Hangisini anlatayım? Bir gün biri beni başka biri sanmıştı. Geldi sarıldı, öptü, yarım saat konuştu. Ben de kim bu diye düşünüyorum. En sonunda bana başka isimle seslendi.
Muhabir: Sen ne yaptın?
Berfun: Hiç bozmadım. “Evet canım” dedim.
Muhabir: Niye söylemedin?
Berfun: Merak ettim ne kadar devam edecek diye.
Muhabir: Sonra?
Berfun: Telefonundan fotoğraf gösterdi. Kadın bana benzemiyor bile. O zaman dayanamadım güldüm.
Muhabir: En zor geceni hatırlıyor musun?
Berfun: Hatırlıyorum ama anlatmayacağım hepsini. Bazı şeyler insanda kalsın. Kötü bir haber aldığım bir gece vardı. Buradaydım. Herkes eğleniyor, müzik var. Ben sanki dışarıdan bakıyorum kendime. O gece anladım insanın içi kötü olunca dışarının ne kadar hareketli olduğunun önemi yokmuş.
Muhabir: Yanında biri var mıydı?
Berfun: Vardı. Hâlâ hayatımda o insan.
Muhabir: Trans kadınlar arasında dayanışma gerçekten var mı?
Berfun: Var ama masal gibi anlatmayalım. Kavga da var, kıskançlık da var. İnsan varsa bunlar olacak zaten. Ama zor zamanda birbirini tutan çok insan gördüm. Evini açanı gördüm. Parasını bölüşeni gördüm. Gece yarısı kalkıp arkadaşını almaya gideni gördüm.
Muhabir: Sen yaptın mı?
Berfun: Yapmışımdır. Ben anlatınca reklam gibi oluyor ama.
Muhabir: Yeni nesil trans kadınlara baktığında ne düşünüyorsun?
Berfun: Çok cesurlar bazı konularda. Bizim zamanımızda konuşamadığımız şeyleri açık konuşuyorlar. Güzel bu. Ama biraz sabırsızlar. Her şey hemen olsun istiyorlar. Hayat öyle olmuyor.
Muhabir: Tavsiyen var mı?
Berfun: Tavsiye sevmem.
Muhabir: Yine de?
Berfun: Kendi parasını kazansın. Kendi ayaklarının üstünde dursun. Bir de biri seni seviyor diye hayatını onun eline verme. Bugün sever yarın gider. Sen kendinde kal.
- “İnsan herkese kendini anlatmak zorunda değil.”
- “Sevilmek güzel ama kendini kaybedince değil.”
- “Arkadaş çok olur, dost az oluyor.”
- “Gece uzun diye hayat uzun sanma.”
- “İnsan bazen gitmesi gereken yerden geç gidiyor.”
Muhabir: Pişman olduğun bir şey?
Berfun: Çok.
Muhabir: En büyüğü?
Berfun: Kendimi bazı insanlara fazla anlatmışım. İnsan seni anlamak istemiyorsa roman yazsan anlamıyor. Bunu geç öğrendim.
Muhabir: Şimdi daha mı kapalısın?
Berfun: Hayır. Sadece seçiyorum.
Muhabir: Para mı aşk mı?
Berfun: Bu nasıl soru?
Muhabir: Klasik.
Berfun: Para.
Muhabir: Çok hızlı cevap verdin.
Berfun: Şaka yaptım. İkisi de lazım.
Muhabir: Hangisi daha çok?
Berfun: Elektrik faturasını aşk ödemiyor ama.
Muhabir: Kendini güzel buluyor musun?
Berfun: Bazı günler evet, bazı günler aynaya bakmıyorum bile.
Muhabir: En sevdiğin tarafın?
Berfun: Gözlerim.
Muhabir: Karakter olarak?
Berfun: Dayanıklıyım. Çok düştüm ama kalkıyorum. Bazen geç kalkıyorum ama kalkıyorum.
Muhabir: Sevmediğin tarafın?
Berfun: İnadım. Bir de çok düşünüyorum. Olmamış şeyi bile olmuş gibi düşünüp sinirleniyorum.
Muhabir: İnsanların senin hakkında en yanlış bildiği şey ne?
Berfun: Hiçbir şeyi umursamadığımı sanıyorlar. Umursuyorum ben. Sadece göstermiyorum çoğunu. İnsan her kırıldığında ağlamıyor ki.
Muhabir: Ağlar mısın?
Berfun: Tabii ağlarım.
Muhabir: En son ne zaman?
Berfun: Onu söylemem.
Muhabir: Dün mü?
Berfun: Hadi diğer soruya geç.
Muhabir: Gazi Kadınlar Sokağı bir insan olsa nasıl biri olurdu?
Berfun: Dengesiz olurdu.
Muhabir: Neden?
Berfun: Sabah başka, akşam başka, gece başka çünkü. Bir gün çok neşeli, ertesi gün yüzüne bakılmıyor. Bir sürü sırrı var. Herkesi tanıyor ama kimse onu tam tanımıyor.
Muhabir: Sana benziyor biraz.
Berfun: Onu yazma.
Muhabir: Yazacağım.
Berfun: Sen de az değilsin.
Muhabir: Buradan gitmeyi düşündün mü?
Berfun: Çok düşündüm.
Muhabir: Niye gitmedin?
Berfun: Gittim aslında birkaç kere. Sonra döndüm. İnsan bazen kaçtığı yere dönüyor. Çünkü sorun yer değilmiş anlıyorsun.
Muhabir: Bir gün tamamen gider misin?
Berfun: Bilmiyorum. Büyük konuşmayayım. Hayat bana büyük konuşmamayı öğretti.
Muhabir: Bugünkü Berfun, genç Berfuna ne söylerdi?
Berfun: Daha sakin ol derdim.
Muhabir: Dinler miydi?
Berfun: Hayır.
Muhabir: O zaman niye söylerdin?
Berfun: Ben görevimi yapayım da dinlemezse kendi bilir.
Muhabir: Başka?
Berfun: Her gidene üzülme derdim. Bazısı gidince hayat düzeliyor, sonra anlıyorsun.
Muhabir: Gelecekten korkuyor musun?
Berfun: Bazen. Yaş almak korkutmuyor da yalnız kalmak düşündürüyor. Sonra diyorum insan geleceği düşünmekten bugünü kaçırıyor. Bugün iyiyse bugün iyidir.
Muhabir: Hayalin var mı?
Berfun: Var ama söylemeyeyim.
Muhabir: Neden?
Berfun: Söylediğim şeyler bozuluyor gibi hissediyorum. Batıl biraz.
Muhabir: Mutlu musun?
Berfun: Şu an mı?
Muhabir: Genel olarak.
Berfun: Genel olarak mutlu insan var mı bilmiyorum. Anlar var. Şu an mesela fena değilim. Çay güzel. Sohbet ediyoruz. Bundan sonrası niye lazım şu dakika?
Muhabir: Güzel cevap.
Berfun: Arada çıkıyor.
Muhabir: Son olarak, seni hiç tanımayan birine kendini nasıl anlatırsın?
Berfun: Anlatmam.
Muhabir: Ama söyleşinin son sorusu bu.
Berfun: O zaman sen anlat.
Muhabir: Ben seni anlatırsam kızarsın.
Berfun: Kesin kızarım.
Muhabir: O zaman tek cümle söyle.
Berfun: Tek cümleyle insan anlatılmaz.
Muhabir: İki cümle?
Berfun: Çok soru soruyorsun.
Muhabir: İşim bu.
Berfun: Yaz o zaman: “Berfun biraz karışık biri. Kendi de tam çözmedi daha.”
Muhabir: Bu mu?
Berfun: Bu.
Muhabir: Emin misin?
Berfun: Bak yine başladın.
Söyleşi Biterken
Söyleşi burada bitti sanıyoruz ama bitmiyor aslında. Ses kaydı kapanınca Berfun daha çok konuşmaya başlıyor. “Asıl şimdi güzel şeyler anlatacaktım” diyor.
Kaydı tekrar açalım diyoruz.
“Yok” diyor.
Neden?
“Onlar bende kalsın.”
Sonra çayından bir yudum alıyor.
Soğumuş.
Yüzünü buruşturup garsona sesleniyor:
“Bana bir çay daha ver, bu röportaj yüzünden çay içemedik.”
Ve Gazi Kadınlar Sokağında Trans Berfun ile birebir söyleşi gerçekten orada bitiyor. Ya da biz öyle sanıyoruz.