Melis’in Alsancak’ta Bir Gecede Üç Farklı Mekânda

Alsancak’ta bir akşam dışarı çıkıp yalnızca bir kahve içmeyi planladığınız, sonra kendinizi gecenin ilerleyen saatlerinde Kordon tarafında bulduğunuz oldu mu? Melis’in başına gelen aşağı yukarı buydu. Evden çıkarken planı oldukça basitti: biraz yürümek, sakin bir yerde kahvesini içmek ve fazla geç olmadan eve dönmek.

Fakat İzmir’de bazı akşamlar plan yapmanın pek anlamı olmuyor. Bir telefon geliyor, yıllardır görmediğiniz biri karşınıza çıkıyor ya da oturduğunuz masada hiç tanımadığınız biriyle sohbet etmeye başlıyorsunuz. Melis’in gecesi de üç farklı mekân, birkaç beklenmedik karşılaşma ve bolca kahkahayla bambaşka bir yere doğru gitti.

Bir kahve içip dönecekti…
Melis o akşam evden çıkarken birkaç saat sonra üç farklı mekâna uğrayacağını ve uzun zamandır görmediği biriyle karşılaşacağını bilmiyordu.

Melis’in Alsancak Gecesi Nasıl Başladı?

Melis son birkaç haftadır biraz kendi halinde takılıyordu. İş değiştirmeyi düşünüyor, yaşadığı evden taşınma fikrini kafasında evirip çeviriyor ama hiçbir konuda kesin karar veremiyordu. Sürekli aynı şeyleri düşünmekten sıkıldığı bir akşam hazırlanıp dışarı çıkmaya karar verdi.

Telefonunu çantasına attı, aynanın karşısında son kez saçlarını düzeltti ve arkadaşı Sude’ye kısa bir mesaj gönderdi:

“Ben Alsancak’a iniyorum. Gelirsen haber ver. Gelmezsen kahvemi tek başıma içerim.”

Sude hemen cevap vermedi. Melis de bunu pek önemsemedi. Bazen tek başına dolaşmayı seviyordu. Kalabalığın içinde kimseyle konuşmadan yürümek ona iyi geliyordu.

İlk Mekân: Ara Sokakta Küçük Bir Kahve Dükkânı

Saat 20.30 civarında Kıbrıs Şehitleri oldukça hareketliydi. Arkadaşlarıyla buluşanlar, akşam yemeğine yetişmeye çalışanlar ve sokak boyunca ağır ağır yürüyenler birbirine karışmıştı.

Melis kalabalıktan biraz uzaklaşarak ara sokaklardan birine girdi. Daha önce birkaç kez uğradığı küçük bir kahve dükkânını görünce içeri girdi.

Mekânın en sevdiği tarafı gösterişli olmamasıydı. Küçük masalar, loş sayılabilecek bir ışık ve dışarıdaki hareketliliği izleyebileceği pencere kenarı…

Mekân sahibi Melis’i görünce gülümsedi.

“Bugün yalnız mısın?”

Melis çantasını sandalyeye bırakırken güldü:

“Şimdilik yalnızım. Ama belli olmaz, birazdan bütün İzmir buraya gelebilir.”

Yan Masadaki Fotoğraf Makinesi

Melis kahvesini aldıktan sonra pencere kenarındaki masaya geçti. Birkaç dakika boyunca telefonuyla uğraştı, ardından telefonu masaya bırakıp sokağı izlemeye başladı.

Tam o sırada yan masadan bir kadın ona seslendi:

“Pardon, şu sandalyeyi alabilir miyim?”

Melis sandalyeyi uzatırken kadının elindeki fotoğraf makinesini fark etti.

Merakına yenilip sordu:

“Fotoğrafçı mısın?”

Kadının adı Defne’ydi. İzmir sokaklarında fotoğraf çekiyor, özellikle doğal insan portrelerini seviyordu. Kısa başlayan sohbet birkaç dakika içinde fotoğrafçılıktan Alsancak sokaklarına kadar uzandı.

Defne bir süre sonra Melis’e baktı ve:

“Buradaki ışık çok güzel. İstersen birkaç fotoğrafını çekebilirim.”

Melis önce şaşırdı. Ardından saçlarını düzelterek cevap verdi:

“Çek bakalım. Kötü çıkarsam makineyi denize atarız.”

İkisi de güldü.

Gecenin ilk sürprizi:

Melis birkaç dakika önce yalnızca kahve içiyordu. Bir anda kendisini küçük bir sokak çekiminin içinde buldu. Üstelik ortaya çıkan fotoğrafları beklediğinden çok daha fazla beğendi.

Defne fotoğrafları daha sonra göndermek üzere Melis’in iletişim bilgisini aldı. Melis ilk mekândan çıktığında gecenin burada biteceğini düşünüyordu.

Telefonu tam o sırada çaldı.

İkinci Mekân: Canlı Müzik ve Eski Bir Tanıdık

Arayan Sude’ydi.

“Neredesin sen? Biz canlı müzik dinlemeye geldik. Hemen buraya gel!”

Melis önce eve dönmeyi düşündü. Sonra saate baktı. Henüz çok geç değildi.

Kendi kendine, “Madem çıktık, bari hakkını verelim” diyerek Sude’nin gönderdiği konuma doğru yürüdü.

Masadaki Tanıdık Yüz

Mekâna girdiğinde içeride canlı müzik başlamıştı. Sude onu kapıda karşıladı ve doğrudan masaya götürdü.

Melis sandalyeye otururken karşısındaki kişiye dikkatlice baktı.

Yüz tanıdıktı.

Karşısında birkaç yıl önce birlikte çalıştığı Deniz oturuyordu.

“Melis! Sen hâlâ aynı Melis’sin.”

Melis hiç düşünmeden cevap verdi:

“Yok, değiştim. Artık daha erken yatıyorum. Mesela bugün sabah dört gibi yatmayı düşünüyorum.”

Masa bir anda kahkahaya boğuldu.

Deniz ile Melis uzun zamandır görüşmemişti. Sohbet ilerledikçe eski iş günleri, unutamadıkları müşteriler ve yıllar önce yaşadıkları komik olaylar birer birer ortaya çıktı.

Sohbetin Ortasında Gelen İş Teklifi

Deniz artık küçük bir organizasyon şirketinde çalışıyordu. Etkinlikler hazırlıyor, çeşitli işletmelerin dijital içerikleriyle ilgileniyordu.

Bir süre sonra Melis’e dönerek:

“Sen hâlâ sosyal medya işleriyle ilgileniyor musun?” diye sordu.

Melis şaşırdı.

“İlgileniyorum. Neden sordun?”

Deniz yeni başlayacakları bir proje için insanlarla iletişimi güçlü, içerik tarafına meraklı birini aradıklarını anlattı.

Melis birkaç saniye cevap vermedi. Çünkü haftalardır iş değiştirmeyi düşünüyordu ve bunu masadaki hiç kimse bilmiyordu.

Tesadüf mü?
Haftalardır yeni bir iş düşünüyordu. Fakat karşısına çıkan ilk gerçek fırsat, planlı bir görüşmede değil arkadaşlarıyla oturduğu bir masada geldi.

Deniz hemen karar vermesine gerek olmadığını söyledi. Ertesi gün konuşmak üzere anlaştılar.

Tam o sırada müzik hızlandı ve Sude Melis’in elinden tuttu:

“İş görüşmesini yarın yaparsınız. Şimdi eğleniyoruz.”

Üçüncü Mekân: Kordon Tarafında Gece Çayı

Saat gece yarısını geçmişti. Melis artık eve dönmeyi düşünüyordu. Arkadaşlarıyla vedalaşıp dışarı çıktı.

Telefonunu kontrol ettiğinde Defne’nin çektiği fotoğrafları gönderdiğini gördü.

Fotoğraflardan birkaçını açtı. En çok şaşırdığı şey, fotoğraflarda ne kadar doğal göründüğüydü. Alışık olduğu pozlardan farklıydılar.

Tam eve doğru yürümeye başlamıştı ki Sude’den yeni bir mesaj geldi:

“Biz Kordon tarafına geçiyoruz. Son bir çay?”

Melis ekrana birkaç saniye baktı.

“Bu kız beni bugün eve göndermeyecek.”

Ardından cevabını yazdı:

“Geliyorum. Çayı koyun.”

Gecenin En Sakin Mekânı

Üçüncü durak diğer iki yere göre çok daha sakindi. Yüksek müzik yoktu. İnsanlar masalarında oturmuş sohbet ediyor, gecenin son çaylarını içiyordu.

Melis geldiğinde arkadaşları dışarıdaki masalardan birini çoktan kapmıştı.

Deniz de biraz sonra yanlarına geldi.

Bu kez iş konusu daha ciddi biçimde konuşuldu. Melis mevcut işinden neden sıkıldığını, değişiklik istediğini ama yeni bir başlangıcın da onu biraz korkuttuğunu anlattı.

Deniz’in cevabı oldukça basitti:

“Kimse senden yarın her şeyi bırakmanı istemiyor. Önce projeyi gör. Hoşuna giderse devamını konuşuruz.”

Bu cümle Melis’in hoşuna gitti. Çünkü uzun zamandır hayatındaki kararları yalnızca iki seçenek üzerinden düşünüyordu: ya tamamen değiştirmek ya da hiçbir şeye dokunmamak.

Bir Gecede Üç Farklı Mekân, Üç Ayrı Hikâye

Gecenin sonunda Melis’in aklında üç farklı mekândan üç farklı anı kalmıştı.

  • Kahve dükkânında Defne ile tanışmış ve uzun zamandır beğendiği en doğal fotoğraflarını çektirmişti.
  • Canlı müzik mekânında eski arkadaşı Deniz’le karşılaşmış ve beklemediği bir iş fırsatı duymuştu.
  • Kordon tarafındaki son durakta arkadaşlarıyla uzun zamandır yapmadığı kadar sakin ve açık bir sohbet etmişti.

Belki bunların hiçbiri tek başına olağanüstü değildi. Ancak Melis için uzun zamandır birbirine benzeyen günlerin ardından farklı bir gece olmuştu.

Melis ile Mini Söyleşi: “Bir Kahve İçip Eve Dönecektim”

Sude: Evden çıkarken üç mekâna gideceğini biliyor muydun?

Melis: Ben kahve içip eve dönecektim. Sen aramasan muhtemelen saat onda evdeydim.

Sude: En çok hangisini sevdin?

Melis: Üçünün de ayrı havası vardı. Ama ilk mekândaki fotoğraf olayı çok hoşuma gitti.

Sude: Deniz’in teklifini değerlendirecek misin?

Melis: Görüşeceğim. Hemen karar vermeyeceğim ama sırf korkuyorum diye de fırsatı kaçırmak istemiyorum.

Sude: Bir daha üç mekân yapıyor muyuz?

Melis: Önce ayaklarım iyileşsin. Dün giydiğim ayakkabılarla üç mekân değil, üç ülke gezmiş gibiyim.

Alsancak’ta Bazı Geceler Plan Yapmamak Daha Güzel

Alsancak’ın belki de en güzel taraflarından biri bu. Aynı sokakta sakin bir kahve dükkânından çıkıp birkaç dakika sonra canlı müzik dinleyebilir, gecenin sonunda Kordon tarafında arkadaşlarınızla çay içerken kendinizi uzun bir sohbetin içinde bulabilirsiniz.

Melis’in gecesinde büyük mucizeler olmadı. Hayatı birkaç saat içerisinde tamamen değişmedi. Ancak yeni biriyle tanıştı, eski bir arkadaşına rastladı ve uzun zamandır ertelediği bir karar konusunda küçük de olsa ilk adımı attı.

Sabah uyandığında telefonunda Sude’den bir mesaj vardı:

“Bu akşam ne yapıyoruz?”

Melis mesajı okuyup güldü ve cevap verdi:

“Bugün hiçbir şey. Ben evdeyim.”

Aradan birkaç saniye geçti.

Bir mesaj daha gönderdi:

“Ama yarın belli olmaz.”

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir