Konak, her zaman kalabalık, her zaman hareketli… Saat kaç olursa olsun bir akış vardır. İnsanlar gelir geçer, yüzler değişir ama bazı isimler vardır ki semtle özdeşleşir. Konak için bu isimlerden biri de trans Sena.
Sena, Konak’ta yaşayanlar için sadece bir kişi değil; adeta semtin ruhunu temsil eden bir karakter gibi.
“Konak Beni Ben Yaptı”
Sena’ya göre Konak, insanı dönüştüren bir yer:
“Ben başka bir semtte bu kadar kendim olamazdım. Konak biraz insanı serbest bırakıyor. Kim olduğunla kavga etmiyorsun burada.”
Kalabalık, farklılık ve kozmopolit yapı… Sena’nın hikâyesi de tam olarak bu ortamda şekillenmiş.
Herkes Tanıyor Ama Kimse Etiketlemiyor
Konak’ın en ilginç tarafı şu: Herkes Sena’yı tanıyor ama kimse onu tek bir kelimeyle tanımlamaya çalışmıyor.
Bakkal da selam veriyor, kafedeki garson da, gece sokakta yürüyen insanlar da…
Sena bunu şöyle anlatıyor:
“İnsanlar bana bakıyor ama sorgulamıyor. Bu çok kıymetli bir şey. Merak var ama yargı yok.”
Konak’ın Sosyal Hafızasında Bir İsim
Bazı insanlar vardır, semtin sosyal hafızasına kazınır. Sena da onlardan biri. Yıllar içinde:
Mekanlar değişmiş
İnsanlar değişmiş
Moda değişmiş
Ama Sena hep Konak’ta, hep aynı duruşla kalmış.
“Ben Ünlü Değilim, Görünürüm”
Sena kendini ünlü olarak görmüyor ama görünür olduğunun farkında:
“Ben fenomen falan değilim. Sadece buradayım. İnsanlar da beni burada görüyor.”
Belki de tam olarak bu yüzden Konak denince akla geliyor. Abartı yok, rol yok, sahne yok. Sadece doğal bir varoluş.
Sonuç: Konak’ın İnsan Yüzü
Konak İzmir için bir merkezse, Sena da bu merkezin insan yüzlerinden biri.
Ne bir sembol olma çabası var, ne de temsil iddiası. Ama yine de, Konak’ı bilen herkes için şu cümle tanıdık:
“Konak mı? Orada bir de Sena var ya…”
Bazen bir şehir, haritalarla değil; insanlarla hatırlanır. Sena da Konak’ın böyle bir hafızası.
