Bazı geceler vardır, sabahı olmaz gibi hissedilir. Saat ilerler, müzik susar, kalabalık dağılır ama içeride bir şey kalır. O geceye ait bir his, bir rahatlık, belki de uzun zamandır yaşanmamış bir özgürlük duygusu. Trans Ayça için “olduğun gibi olabildiğin bir gece” tam olarak böyle bir anlama geliyor.
Ayça, kalabalık içinde kaybolmayı sevenlerden değil. Onun için önemli olan, bulunduğu yerde kendini saklamak zorunda kalmamak. O yüzden bazı geceler diğerlerinden farklı. Kıyafetin, ses tonun, gülüşün ya da duruşun için düşünmediğin geceler… İşte o zaman gerçekten oradasındır.
Bu gece de öyle başlıyor. Büyük beklentiler yok. “Şöyle olsun, böyle geçsin” gibi planlar yapılmamış. Ayça hazırlanırken aynaya bakıyor ama kontrol etmek için değil, kendini görmek için. Küçük bir gülümseme, “tamam” demek gibi. Yetiyor.
Mekâna girildiğinde ortam hemen hissettiriyor kendini. Kimse kimseye bakmıyor gibi ama aslında herkes farkında. Yargılayan bir bakış yok, ölçen bir tavır yok. Müzik arka planda akıyor, sohbetler üst üste biniyor. Ayça için asıl rahatlatıcı olan bu: kimsenin ondan bir şey beklememesi.
Bir süre sonra sohbetler başlıyor. Kimiyle ayaküstü, kimiyle uzun uzun. Konular çok büyük değil. Günlük şeyler, şehir, hayat… Bazen susuluyor, bazen gülünüyor. O sessizlikler de garip gelmiyor. Çünkü orada sessiz kalmak da serbest.
“Kendin olmak” büyük bir cümle gibi duruyor ama Ayça bunu küçük anlarda hissediyor. Dans ederken düşünmemek, konuşurken kelimeleri tartmamak, gülerken durdurmamak kendini. Bunlar dışarıdan fark edilmeyen ama içeride çok şey değiştiren detaylar.
Gece ilerledikçe zaman biraz esniyor. Saatin kaç olduğu önemini yitiriyor. Ayça’nın aklından “şimdi buradayım ve bu hâlim yeterli” düşüncesi geçiyor. Belki her gece yaşanacak bir şey değil bu ama yaşandığında insanın içini dolduruyor.
Sabaha karşı kalabalık azalırken, mekânın sesi de yavaşlıyor. Ayça için gecenin en güzel kısmı bu anlar. Herkes yorgun ama hafif. Dışarı çıkıldığında hava serin, sokaklar daha sessiz. Bir gece bitti ama bıraktığı his hâlâ orada.
Olduğun gibi olabildiğin bir gece, her şeyi değiştirmiyor belki. Hayatı baştan yazmıyor. Ama insana şunu hatırlatıyor: saklanmadan da var olabilirsin. Ve bazen, sadece bu bile yeter.
– Ayça, “olduğun gibi olabildiğin bir gece” senin için ne ifade ediyor?
Aslında çok büyük bir şey değil gibi görünüyor ama benim için oldukça kıymetli. Kendimi düzeltmek zorunda kalmadığım, düşünmeden hareket edebildiğim bir gece. Ne giydiğimi, nasıl güldüğümü ya da nasıl durduğumu hesaplamadığım anlar diyebilirim.
– Böyle geceler sık yaşanıyor mu?
Hayır, çok sık değil. O yüzden zaten değerli. Çoğu zaman insan farkında olmadan kendini ayarlıyor. Ama bazı geceler var, ortamdan mı insanlardan mı bilmiyorum, “tamam” diyorsun. Olduğun hâlin yeterli olduğunu hissediyorsun.
– O geceye hazırlanırken özel bir ruh hâlin oluyor mu?
Aslında hayır. Çok planlı olmuyor. Bazen aynaya bakıp “bugün böyleyim” deyip çıkıyorum. Fazlası yorar. O gece kendimi zorlamadığım bir geceydi.
– Ortam senin için ne kadar önemli?
Çok önemli. İnsanlar, bakışlar, genel enerji… Bunlar rahat değilse sen de rahat olamıyorsun. O gece ortam sakindi ama sıkıcı değildi. Kimse kimseyi süzmüyordu, bu çok fark yaratıyor.
– İnsanlarla kurulan iletişim nasıldı?
Doğaldı. Kimiyle kısa sohbet, kimiyle uzun muhabbet. Konular büyük değildi ama samimiydi. Bazen sadece dinlemek bile yetti. Sessizlikler bile rahatsız etmedi.
– Kendin olma hâlini en çok hangi anlarda hissettin?
Dans ederken. Çünkü o an düşünmüyorsun. Bedeninle varsın sadece. Bir de gülerken… Kendini tutmadan gülebilmek büyük bir lüks aslında.
– Bu geceler sana ne kazandırıyor?
Güç diyebilirim. Ertesi gün her şey aynı olsa bile, “ben böyle de var olabiliyorum” hissi kalıyor. O his bir süre seni taşıyor.
– Trans bir birey olarak bu tarz anların önemi sence neden bu kadar büyük?
Çünkü günlük hayatta çok fazla filtre var. Sürekli tetikte olmak insanı yoruyor. Böyle gecelerde o filtreler biraz düşüyor. Bu da insanın kendine yaklaşmasını sağlıyor.
– Gecenin sonunda aklında kalan ne oldu?
Bir rahatlık. Büyük bir olay değil ama içimde bir sakinlik vardı. Eve dönerken “iyi ki çıkmışım” dedim.
– Son olarak, böyle bir geceyi hiç yaşamamış birine ne söylersin?
Beklentiyle gelmesin. Olduğu gibi gelsin. Zaten böyle geceler planla değil, hisle güzel oluyor.
