Sevcan Travesti Kültürünü Anlamadan Yargılamak

Sevcan Travesti Kültürünü Anlamadan Yargılamak

Tanımadan Yargılanmak

İzmir’de yaşayan Sevcan, son günlerde sıkça konuşulan travesti kültürüne yönelik önyargılar hakkında oldukça sakin ama net bir dille konuşuyor. Özellikle Alsancak çevresinde geçen hayatını anlatırken, en çok zoruna giden şeyin “tanınmadan yargılanmak” olduğunu söylüyor.

Gündelik Hayatın İçinden Bir Hikâye

Gündelik yaşamında aslında herkes gibi olduğunu anlatıyor Sevcan. Sabah kalkıyor, işine gidiyor, arkadaşlarıyla kahve içiyor. Ama bazen bir bakış, bazen sokakta duyduğu bir cümle bütün gününü değiştirebiliyor.
“İnsanlar sanki bizi uzaktan tanıyor gibi davranıyor ama aslında hiç bilmiyorlar,” diyor.

İzmir Göründüğü Kadar Kolay mı?

İzmir genelde daha rahat bir şehir diye bilinir. Gerçekten de birçok kişi için öyle. Ama Sevcan’a göre işin görünen tarafı ile yaşanan tarafı aynı değil.
“Evet, burada daha rahat nefes alıyoruz ama bu her şeyin kolay olduğu anlamına gelmiyor,” diye ekliyor. Özellikle sosyal medyada yazılan yorumların, sokakta söylenen sözlerden daha sert olabildiğini söylüyor.

Asıl Mesele: Farklılıkla Yaşamak

Bu noktada Sevcan’ın altını çizdiği şey oldukça basit aslında: Herkes aynı olmak zorunda değil. Ona göre asıl mesele, farklı olanla nasıl yaşandığı.
“Birini anlamayabilirsin, bu normal. Ama saygı duymak o kadar da zor değil,” diye anlatıyor, çok da büyütmeden.

Uzmanların Görüşü

Uzmanlar da benzer bir noktaya dikkat çekiyor; toplumsal alışkanlıklar kolay değişmiyor. Ama bireysel farkındalık arttıkça, bu tarz önyargıların zamanla azalabileceği düşünülüyor.

Sevcan’ın Son Sözü

Sevcan ise çok büyük cümleler kurmuyor. Ne bir tartışma peşinde ne de bir ispat derdinde. Sadece şunu söylüyor:
“Biz buradayız, hep de vardık. Belki tek ihtiyacımız biraz daha anlaşılmak.”

İzmir’de Sevcan ile Söyleşi

Tanımadan yargılayanlara karşı sakin ama net bir duruş

İzmir’de yaşayan Sevcan ile gündelik hayatı, önyargıları ve insanların farklı yaşamları anlamadan konuşma alışkanlığını konuştuk.
Ortaya sert ama doğal, sade ama düşündüren bir söyleşi çıktı.

“İnsanlar önce bakıyor, sonra hüküm veriyor”

Soru: İzmir’de hayat senin için nasıl geçiyor?

Sevcan: İzmir dışarıdan bakınca rahat bir şehir gibi görünüyor. Bir yönüyle öyle de. İnsan kalabalığı içinde kaybolabiliyorsun, biraz daha özgür nefes alabiliyorsun. Ama bu, her şeyin gerçekten kolay olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü bazı insanlar hâlâ seni tanımadan, hikâyeni bilmeden, sadece görüntüne bakarak karar veriyor.

Soru: En çok ne rahatsız ediyor seni?

Sevcan: En çok tanımadan yargılanmak. Bence en yorucu şey bu. Bazen tek bir bakış bile yetiyor. Bazen biri hiçbir şey demiyor ama seni baştan sona süzüyor. O an zaten ne düşündüğünü anlıyorsun. İnsan ister istemez yoruluyor. Çünkü sen hayatını normal şekilde yaşamaya çalışırken, bir başkası seni sanki açıklama yapmak zorundaymışsın gibi bir yere itiyor.

“Herkes gibi yaşıyoruz ama herkes gibi görülmüyoruz”

Soru: Günlük hayatında karşılaştığın tavırlar nasıl?

Sevcan: Aslında çok sıradan şeyler yaşıyorum. Sabah kalkıyorum, hazırlanıyorum, dışarı çıkıyorum, arkadaşlarımla buluşuyorum, kahve içiyorum, işimi gücümü hallediyorum. Ama bütün bu sıradan şeylerin içinde bile bazen kendini savunmada bulabiliyorsun. Çünkü herkes gibi yaşasan da herkes gibi görülmüyorsun. İşte o fark insanın içine işliyor.

Soru: Sana göre insanların en büyük yanlışı ne?

Sevcan: Dinlemeden konuşmaları. Bir insanı tanımadan onun hakkında fikir sahibi olmak çok kolay geliyor galiba. Ama kolay olan her şey doğru olmuyor. Birini anlamak istemeyebilirsin, o ayrı konu. Fakat saygı göstermek bence herkesin yapabileceği bir şey. İnsanlar bazen bunu bile çok görüyor.

“Mesele sadece görünmek değil, insan yerine konmak”

Soru: Sence en çok neyin değişmesi gerekiyor?

Sevcan: Dilin değişmesi gerekiyor. Çünkü her şey önce kelimelerle başlıyor. Sokakta, sosyal medyada, günlük konuşmalarda insanlar çok rahat kırıcı olabiliyor. Belki şaka yaptığını sanıyor, belki alışkanlıkla söylüyor ama karşı tarafta bıraktığı şey çok başka oluyor. Mesele sadece görünmek değil aslında, insan yerine konmak.

Soru: İzmir’de bu konuda bir fark hissediyor musun?

Sevcan: İzmir bazı şehirlere göre daha yumuşak olabilir, bunu inkâr edemem. Ama yine de her şey güllük gülistanlık değil. Çünkü şehir değişse bile bakış açısı her yerde aynı hızla değişmiyor. Bir yerde daha rahat yürüyebilirsin ama bu, tamamen anlaşıldığın anlamına gelmiyor.

“Kimse bizi anlamak zorunda değil ama saygı duymak zorunda”

Soru: Seni benimsemeyenlere ne söylemek istersin?

Sevcan: Herkes herkesi sevmek zorunda değil. Herkes herkesi onaylamak zorunda da değil. Ama kimse kimseyi ezmeye, küçümsemeye, dışlamaya hakkı varmış gibi davranmamalı. Kimse bizi anlamak zorunda değil belki ama saygı duymak zorunda. Çünkü bu hayat sadece belli insanlara ait değil.

Soru: Son olarak ne söylemek istersin?

Sevcan: Çok büyük laflar etmeye gerek yok. Biz buradayız, yaşamaya çalışıyoruz, kendimiz olmaya çalışıyoruz. İnsanlardan beklediğimiz şey çok büyük değil. Sadece biraz daha az önyargı, biraz daha fazla insanlık.

Kısa Değerlendirme

İzmir’de Sevcan ile yaptığımız bu söyleşi, aslında tek bir kişiden çok daha fazlasını anlatıyor.
Bazen insanların en büyük eksiği bilgi değil, empati oluyor. Sevcan’ın anlattıkları da tam olarak bunu gösteriyor:
Tanımadan hüküm vermek kolay, anlamaya çalışmak ise biraz emek istiyor.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir