Sevtab İzmir’in Tozunu Attıran Şehvetli Travesti

İzmir bazen insana fazla sıcak gelir. Sadece havası değil, insanları, sokakları, bakışları… Sevtab da tam bu şehrin ruhundan çıkmış gibi. Kordon’da yürürken rüzgâr saçlarına karışır, Alsancak’ta bir kafede otururken kahvesini yudumlayışı bile dikkat çeker. Çünkü Sevtab’ın enerjisi biraz farklıdır; girdiği ortamın havasını değiştiren bir yanı vardır.

“Şehvetli” denince çoğu insanın aklına sadece fizik gelir ama Sevtab için bu daha çok bir tavır meselesi. Konuşurken göz teması kurması, gülerken saklamaması, kendinden emin duruşu… İnsanlara “ben buradayım” diyen ama bunu bağırmadan yapan bir hali vardır.

Travesti olmak onun hayatında sadece bir kimlik değil, aynı zamanda bir mücadele. İzmir gibi görece özgür bir şehirde bile hâlâ bakışlarla, fısıltılarla, bazen de açık açık sorularla karşılaşır. Ama Sevtab bunları içine atmaktansa dönüştürmeyi seçmiş. Kırılganlığını cazibeye, yorgunluğunu zarafete çevirmiş.

Geceleri daha başka biridir Sevtab. Işıklar, müzik, sokakların hareketi… Sanki şehir onun ritmine ayak uydurur. Ama işin kimsenin görmediği tarafı da vardır: Eve döndüğünde makyajını silerken aynaya bakıp “bugün de başardın” dediği anlar.

Onun İzmir’in “tozunu attırması” aslında biraz da bundan. İnsanlara sadece çekici gelmesi değil;
hayata karşı bu kadar cesur, bu kadar görünür olması.

Sevtab’ın şehveti bedenden çok ruhtadır. Yaşamı sevme biçiminde, aşka açık olmasında, kendini saklamamasında. Belki de bu yüzden İzmir ona yakışır: İkisi de biraz dağınık, biraz cesur, biraz tutkulu… ama fazlasıyla gerçek.

Bir Akşamüstü Anekdotu

Sevtab bir gün Alsancak’ta küçük bir kitapçıya girmişti. Aslında niyeti kitap almaktan çok serinlemekti, hava yine bunaltıcıydı. Rafların arasında dolaşırken yaşlıca bir teyze yanına yaklaşıp sordu:

“Evladım, şu şiir kitaplarını nerede bulabilirim?”

Sevtab gülümsedi, beraber raflara baktılar. Teyze bir süre sonra Sevtab’a dönüp, hiç beklemediği bir şey söyledi:
“Senin enerjin çok güzel, insanın içi açılıyor yanında.”

Sevtab o an donup kaldı. Hayatında ilk defa biri onu kimliğiyle değil, sadece haliyle görmüştü. Ne travesti olarak, ne dikkat çeken biri olarak… sadece insan olarak.

Kitaptan çok o cümleyi alıp çıktı dükkândan. Sonra arkadaşlarına hep şunu anlattı:
“Bazen bir bakış, bir cümle, bütün gününü kurtarıyor. İnsan en çok normal hissettiği anlarda mutlu oluyor.”

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir