Acele Yok, Rol Yok, Olduğun Gibi Konuşulan Anlar
Bazı sohbetler vardır,
hemen akmaz.
Isınması zaman alır.
Ama ısındı mı da kolay kolay bitmez.
Travesti arkadaşlıklarında “duayen sohbeti” denilen şey tam olarak budur.
Gösterişsiz, filtresiz, aceleye gelmeyen konuşmalar.
Kimsenin kimseye bir şey kanıtlamaya çalışmadığı,
cümlelerin süslenmediği,
kelimelerin yer yer duraksadığı sohbetler…
Duayenlik Ne Demek Burada?
Yıl sayısı değil sadece.
Yaşananlar.
Aynı sorulara yüzüncü kez cevap vermiş olmak,
aynı yanlış anlaşılmaları defalarca yaşamış olmak,
aynı yorgunlukla ama daha sakin bir sesle konuşmak.
Duayen sohbeti dediğimiz şey;
yüksek sesle değil, derinlemesine konuşmaktır.
Bir anda susabilmek.
Bir konuyu yarım bırakabilmek.
Gerekirse konuyu değiştirmeden sadece çay tazelemek.
Arkadaşlık Beklentisi Değil, Sohbet Paylaşımı
Bu tarz arkadaşlıklarda “hemen samimi olalım” baskısı yoktur.
Herkes kendi temposundadır.
Biri anlatır, diğeri dinler.
Sonra roller değişir.
Bazen hiç değişmez, o da olur.
Duayen sohbetleri özel yapan şey şudur:
Kimse “şimdi ne söylemeliyim?” diye düşünmez.
Aklına gelen gelir.
Gelmezse sessizlik olur.
Sessizlik de ayıp değildir.
Dijital Kalabalıkta Nefes Alan Konuşmalar
Herkesin hızlı yazdığı, hızlı tükettiği bir dönemde
bu sohbetler biraz yavaş kalır.
Ama iyi ki de öyle.
Çünkü burada emojiler değil,
tonlama önemlidir.
Kısa mesajlar değil, uzun duraklar.
Travesti arkadaşlıklarında duayen sohbetleri,
kalabalık içinde bir köşe bulup oturmak gibidir.
Kimse itmez, kimse acele ettirmez.
Size Özel Olmasının Sebebi
Bu sohbetler herkese uymaz.
Herkes de istemez zaten.
Biraz sabır ister.
Biraz dinleme isteği.
Biraz da “her şeyi hemen çözmek zorunda değilim” kabullenişi.
O yüzden size özeldir.
Çünkü isteyenle olur.
Zorla değil,
algoritmayla değil,
denk gelince.
Son Bir Cümle
Travesti arkadaşlıklarındaki duayen sohbetleri
yüksek beklentilerle başlamaz.
Ama çoğu zaman,
insanın gününü toparlayan tek konuşma olur.
Ve bazen,
en iyi sohbet
hiç planlanmamış olandır.
“Herkes konuşmak istiyor ama dinleyen az”
Söyleşi: Derya (42)
(Uzun zamandır sahnede değil. “Artık daha çok masada oturuyorum” diyor.)
“Duayen sohbeti dediğimiz şey ne aslında?”
— Uzun anlatmak değil.
Yerinde susabilmek.
Gençken her şeyi anlatmak istiyorsun.
Şimdi anlatacak çok şey var ama hepsini anlatma ihtiyacı yok.
Duayenlik biraz da bunu bilmek.
“Arkadaşlık beklentileri yıllar içinde nasıl değişti?”
— Eskiden daha kalabalıktı her şey.
İnsan sayısı değil, gürültü.
Şimdi az kişiyle, daha derin konuşmak istiyorum.
Herkesle bağ kurmak zorunda değilim artık.
2025’te bunu çok net hissettim.
Arkadaşlık, sayı işi değilmiş.
“Neden bu sohbetler ‘size özel’ hissi veriyor?”
— Çünkü herkesle olmuyor.
Herkese de yakışmıyor.
Birlikte susabildiğin biri olmalı karşında.
Sohbet illa dolu dolu geçmek zorunda değil.
Birlikte çay içip pencereye bakabiliyorsak,
o sohbet zaten özeldir.
“Yeni tanışmalarda seni en çok ne yoruyor?”
— Acele.
Hemen samimiyet beklentisi.
Beni tanımadan yakın olmak isteyen çok.
Ama arkadaşlık biraz zaman ister.
Duayen sohbeti aceleye gelmez.
Isınması uzun sürer,
ama ısınınca da kolay kolay soğumaz.
“Dijital ortamlar bu arkadaşlıklara zarar mı verdi?”
— Hem verdi hem vermedi.
Tanışmayı kolaylaştırdı ama bağ kurmayı zorlaştırdı.
Mesaj var, ses yok.
Cümle var, tonlama yok.
O yüzden yüz yüze ya da en azından uzun sohbetler daha kıymetli oldu.
“Bu sohbetlerde en çok ne konuşuluyor?”
— Hayat.
Ama büyük laflarla değil.
Bir gün nasıl geçti,
neyin can sıktığı,
neyin iyi geldiği…
Bazen de eski hikâyeler.
Gülerek anlatılan ama yaşarken zor olanlar.
“Son olarak, bu satırları okuyanlara ne söylemek istersin?”
— Herkesle arkadaş olmak zorunda değilsiniz.
Bu bir eksiklik değil.
Az ama gerçek sohbetler yeter.
Duayen sohbeti dediğimiz şey,
kendin olabildiğin konuşmadır zaten.
Gerisi gürültü.
