Travesti Selin’in Filateli Tutkusu ve Nadir Pullar

Bazı meraklar insanın hayatına büyük bir gürültüyle girmiyor. Hatta başladığı günü bile hatırlamıyorsun. Travesti Selin’in filateli tutkusu da biraz böyle olmuş. Önce eski bir zarf, sonra çekmeceden çıkan birkaç pul, ardından sahaflarda geçirilen uzun saatler… Derken pulların üzerindeki küçücük resimler Selin için bambaşka hikâyelerin kapısını açmaya başlamış.

Filateli denildiğinde çoğu kişinin aklına sadece pul biriktirmek geliyor. Selin ise buna biraz itiraz ediyor. Ona göre mesele pulları bir albümün içine sıralayıp bırakmak değil. Pulun hangi dönemde basıldığı, üzerindeki resmin neden seçildiği, damgasının nereden vurulduğu, hatta o pulun yapıştırıldığı zarfın kimden kime gittiği bile hikâyenin bir parçası.

“Bazen küçücük bir pulun arkasından araştırmaya başlıyorum, iki saat sonra kendimi 50-60 yıl önce yaşanmış başka bir hikâyenin içinde buluyorum. Galiba beni asıl çeken tarafı bu.”

Her Şey Eski Bir Zarfla Başladı

Selin’in anlattığına göre filateliyle tanışması planlı değildi. Bir gün eski eşyaların arasında dolaşırken üzerinde birkaç farklı damga bulunan sararmış bir zarf dikkatini çekmiş. Zarf çok gösterişli değilmiş. Köşeleri hafif kıvrılmış, kâğıdı sararmış, üzerindeki yazı da yer yer silinmiş.

Ama sağ üst köşedeki pul neredeyse bütün görüntüyü değiştiriyormuş.

Selin zarfı eline alıp uzun uzun incelemiş. Önce pulun sadece eski olduğunu düşünmüş. Eve dönünce üzerindeki tarihi ve birkaç kelimeyi internette aratınca olayın sandığından daha geniş olduğunu fark etmiş. Aynı pulun farklı baskıları, farklı renk tonları ve farklı damgaları olduğunu görünce merakı iyice artmış.

Sonrası biraz hızlı gelişmiş.

  • Eski zarfları araştırmaya başlamış.
  • Sahaflara uğradığında pul albümlerine bakmış.
  • İkinci el pazarlarında kartpostal kutularını karıştırmış.
  • Pulların üzerindeki damgaları okumayı öğrenmeye çalışmış.
  • Farklı ülkelerin eski posta pullarını incelemiş.

İlk başlarda neyin değerli neyin sıradan olduğunu pek bilmiyormuş. Hatta sonradan oldukça yaygın olduğunu öğrendiği bazı pulları büyük bir heyecanla satın aldığı da olmuş.

“İlk zamanlarda üzerinde eski tarih gördüğüm her şeyi nadir sanıyordum,” diye gülüyor Selin. “Sonra öğrendim ki eski olması başka şey, nadir olması bambaşka.”

Filateli Sadece Pul Biriktirmek mi?

Selin’in koleksiyonunu gördüğünüzde bunun cevabı biraz daha anlaşılır oluyor. Albümde yalnızca tek tek pullar yok. Damgalı zarflar, posta kartları ve bazı özel baskılar da bulunuyor.

Selin özellikle üzerinde posta damgası bulunan eski zarfları seviyor. Çünkü ona göre kullanılmamış bir pul tasarım açısından güzel olabilir ama gerçekten postada kullanılmış bir pulun ayrı bir geçmişi var.

Selin’in koleksiyon anlayışı:

Pulun maddi değerinden önce hikâyesine bakıyor. Nerede basılmış, hangi şehirden gönderilmiş, hangi döneme ait ve üzerinde ne anlatılıyor? Koleksiyonuna eklemeden önce bunları araştırmayı seviyor.

Bazen bir pulun peşinden günlerce araştırma yaptığı oluyormuş. Bir başka zaman ise hiç araştırmadan yalnızca tasarımını sevdiği için aldığı bir pul albümün en sevdiği parçalarından biri haline gelebiliyormuş.

Nadir Pul Aramak Biraz Dedektiflik Gibi

Nadir pul konusu açıldığında Selin daha temkinli konuşuyor. Çünkü internette “çok nadir”, “koleksiyonluk”, “eşsiz parça” gibi ifadelerin fazlasıyla kullanıldığını söylüyor.

Gerçek koleksiyonculukta küçük ayrıntıların önemli olduğunu zaman içinde öğrenmiş. Baskı farklılıkları, perforasyon yani pulun kenarlarındaki dişler, filigran, damga, kondisyon ve baskı adedi gibi ayrıntılar değerlendirmeyi tamamen değiştirebiliyor.

Bu nedenle artık bir pul gördüğünde hemen karar vermiyor.

  1. Önce basım dönemini araştırıyor.
  2. Pulun farklı varyasyonlarının bulunup bulunmadığına bakıyor.
  3. Damgalıysa damganın okunabilirliğini inceliyor.
  4. Kâğıdında yırtık veya incelme olup olmadığını kontrol ediyor.
  5. Benzer örnekleri kataloglardan karşılaştırıyor.

Selin’in deyimiyle burada biraz sabır gerekiyor. Çünkü ilk bakışta birbirinin tamamen aynısı gibi görünen iki pul arasında küçücük bir detay bulunabiliyor.

Bir Sahaf Kutusundan Çıkan Sürpriz

Selin’in en sevdiği hikâyelerden biri ise bir sahaf gezisinde yaşanmış.

Aslında o gün pul almaya gitmemiş. Eski dergilere bakarken tezgâhın altında kartpostalların bulunduğu küçük bir kutu görmüş. Satıcı kutunun uzun zamandır orada olduğunu söylemiş.

Selin kartpostalları tek tek çevirmeye başlamış.

Bir tane, iki tane, beş tane…

Çoğunun üzerinde pul bile yokmuş. Bazılarında pul sökülmüş, bazılarında ise kartpostal hiç gönderilmemiş.

Kutunun ortalarına geldiğinde arkasında eski bir pul bulunan kartpostal çıkmış karşısına. Selin’in dikkatini ilk çeken puldan ziyade damga olmuş. Damganın bir bölümü net, diğer tarafı ise silikmiş.

“Orada kesin çok önemli bir şey buldum diye düşünmedim,” diyor. “Sadece hoşuma gitti. Zaten koleksiyon yaparken sürekli hazine bulacakmış gibi dolaşırsan işin keyfi kaçar.”

Kartpostalı almış.

Eve gelince masasının üzerine koymuş, büyüteci çıkarmış ve araştırmaya başlamış. Pulun düşündüğü kadar sıra dışı olmadığını fark etmiş ama kartpostalın üzerindeki tarih ve yazışmanın dönemi ilgisini çekmiş.

İşte Selin’in koleksiyonunda onu değerli yapan da bu olmuş.

“Benim için nadirlik her zaman fiyat demek değil. Bazen başka yerde kolay kolay karşılaşmayacağım bir hikâye de nadirdir.”

Pulların Üzerindeki Küçük Ayrıntılar

Bir pul albümünü hızlıca karıştırınca her şey birbirine benzeyebiliyor. Selin ise sayfaları aceleyle çevirmiyor.

Bir pulda eski bir tren var, diğerinde bir kuş çizimi. Başka bir tanesinde tarihi bir yapı, birkaç sayfa ileride çiçekler… Bazılarının renkleri hâlâ canlıyken bazılarının kâğıdı zamanla sararmış.

Selin özellikle gündelik hayatı gösteren eski pulları sevdiğini söylüyor.

Çünkü devlet büyükleri veya önemli yıldönümleri için basılmış pulların yanında çiftçiyi, balıkçıyı, treni, vapuru, hayvanları veya yöresel bitkileri gösteren seriler ona daha samimi geliyor.

Pul Koleksiyonunda En Büyük Hata: Acele Etmek

Selin’e göre yeni başlayanların yaptığı hatalardan biri hemen büyük bir koleksiyon oluşturmaya çalışmak.

Kendisi de başlangıçta bunu yapmış.

Bir anda yüzlerce pul alınca koleksiyon büyümüş ama neyin neden orada olduğu belirsizleşmiş. Bir süre sonra albümü açtığında bazı pulları neden satın aldığını bile hatırlamadığını fark etmiş.

Bunun üzerine koleksiyonunu küçültüp belirli temalara yönelmeye başlamış.

Selin’in sevdiği temalar

  • Eski ulaşım araçlarının bulunduğu pullar
  • Şehir ve mimari temalı seriler
  • Hayvan ve bitki çizimleri
  • Eski posta damgalı zarflar
  • Hatıra serileri
  • İlginç tipografi kullanılan eski baskılar

Böyle yapınca koleksiyon daha kişisel hale gelmiş. Artık her gördüğü pulu almak yerine gerçekten ilgisini çeken parçaları bekliyor.

Büyüteç, Cımbız ve Sessiz Bir Masa

Filatelinin Selin’in sevdiği taraflarından biri de sakinliği.

Günün koşturmacası bittikten sonra masasının başına oturuyor. Albümü çıkarıyor, bazen kahvesini yanına koyuyor. Yeni aldığı birkaç parçayı inceliyor.

Pullara çıplak elle sürekli dokunmak yerine koleksiyoncuların kullandığı pul maşasını tercih ediyor. Büyüteç ise masanın değişmezlerinden biri olmuş.

Bir süre sonra zamanın nasıl geçtiğini fark etmediğini söylüyor.

Belki filatelinin garip güzelliği de burada.

Telefon ekranında saniyeler içinde yüzlerce görüntü geçerken, küçücük bir kâğıt parçasına on dakika boyunca bakıyorsunuz. Bir tarih okuyorsunuz. Bir damgayı çözmeye çalışıyorsunuz. Sonra pulun üzerindeki küçücük bir ayrıntı sizi başka bir araştırmaya götürüyor.

Selin İçin Koleksiyonun En Değerli Parçası Hangisi?

Bu soruya doğrudan bir pul adı vermiyor.

Biraz düşünüyor.

Sonra albümün eski sayfalarından birini açıyor.

“Galiba ilk aldığım zarf,” diyor.

Oysa koleksiyonda ondan daha eski parçalar da var. Daha temiz durumda olanlar da. Bulması daha zor olanlar da bulunuyor.

Ama ilk zarf başka.

Çünkü bütün bu merak onunla başlamış.

Küçücük Bir Pul, Kocaman Bir Hikâye

Travesti Selin’in filateli tutkusu dışarıdan bakıldığında yalnızca eski pulları biriktirmek gibi görülebilir. Fakat onun masasına oturup albümün birkaç sayfasını çevirdiğinizde durum biraz değişiyor.

Her pul başka bir dönemden kalmış küçük bir iz gibi.

Kimi gerçekten postayla kilometrelerce yol gitmiş. Kimi yıllarca bir çekmecede unutulmuş. Kimi bir koleksiyoncudan diğerine geçmiş. Kiminin geçmişini ise artık öğrenmek mümkün değil.

Selin zaten belki de en çok bunu seviyor.

Her şeyi bilmemeyi.

Albümün kapağını kapatırken masanın üzerinde henüz yerleştirmediği üç pul duruyor. Birini geçen hafta bulmuş, diğer ikisinin nereden geldiğini araştırıyor. “Bunlara ayrı sayfa açacağım ama daha karar vermedim,” diyor.

Sonra pullardan birini tekrar büyütecin altına koyuyor.

Çünkü koleksiyonculuk biraz böyle bir şey. Bir parçayı buluyorsun, hikâye bitti sanıyorsun. Aslında yeni başlıyor.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir