Üçyol’un akşamları kendine has bir kokusu vardır. Biraz asfalt, biraz kahve, biraz da eski apartmanların içinden sızan tanıdık hayat sesleri… İşte bu karışımın tam ortasında, Ezginaz’ın adı dolaşır durur. Sessizce ama ısrarla.
Ezginaz’a “çikolatamsı” diyenler haksız sayılmaz. Sesi yumuşak, bakışı yoğun. Ne çok tatlı ne fazla keskin. Tadını hemen vermeyen ama damakta kalan cinsten. Onunla karşılaşınca zaman biraz ağırlaşır, kelimeler daha dikkatli seçilir. Çünkü Ezginaz aceleyi sevmez.
Bitmeyen Bir Hal
Şehvet dediğimiz şey Ezginaz’da bir anlık parlayıp sönen bir his değildir. Daha çok bir hâl gibidir. Yürüyüşünde, duruşunda, konuşurken verdiği aralarda… Her şey yerli yerindedir ama aynı zamanda davetkâr. İnsan bakarken fark etmez bile; asıl etki sonradan gelir.
Üçyol’un ara sokaklarında, akşam ışıkları yanarken, Ezginaz’ın varlığı ortamı değiştirir. Bir masaya oturur, çantasını sandalyeye bırakır, etrafa kısa bir bakış atar. Kimseye özel değildir o bakış ama herkes kendine pay çıkarır. Belki de bu yüzden bitmez denir onun şehvetine.
Sessiz Bir Çekim
Ezginaz yüksek sesle gülmez, abartılı hareketler yapmaz. Onun çekimi daha sessizdir. Yaklaştıkça hissedilir. Konuşurken kelimelerden çok tonlama önemlidir. Bazen bir cümleyi yarım bırakır, bazen hiç söylemez. O boşluğu sen tamamlarsın.
Üçyol’da onu tanıyanlar bilir: Ezginaz’la geçirilen zaman ölçülmez. Saatlere bakılmaz. Çünkü mesele süre değil, yoğunluktur. Kısa bir an bile uzun bir iz bırakabilir.
Sonunda Kalan
Gece bittiğinde, herkes evine dağıldığında, Üçyol yine bildiğimiz haline döner. Ama Ezginaz’la karşılaşmış olanların aklında küçük bir soru kalır:
“Gerçekten bu kadar mıydı, yoksa daha fazlası mı vardı?”
Belki de çikolatamsı denmesinin sebebi budur. Tadın bitmesi değil, hatırlanması önemlidir.
Bir Hâl Üzerine Söyleşi
Soru: Ezginaz, Üçyol senin için ne ifade ediyor?
Ezginaz: Üçyol biraz ara durak gibi. Ne tam kaçış ne de tamamen kalış. İnsan burada durup düşünüyor. Gündüz kalabalık, gece daha dürüst. Ben de sanırım gecesini seviyorum Üçyol’un.
Soru: Seni tanımlarken “çikolatamsı” kelimesi sık kullanılıyor. Sen bu tanımı nasıl karşılıyorsun?
Ezginaz: Gülümsüyorum açıkçası. Çikolata hemen kendini ele vermez ya… Önce kokusu gelir, sonra tadı. Bence insanlar bende de onu hissediyor. Acele etmeyen bir şey.
Soru: “Bitmeyen şehvet” ifadesi biraz iddialı. Sence bu ne demek?
Ezginaz: Şehveti hep yüksek sesli sanıyorlar. Oysa bende daha çok bir hâl. Her an var ama bağırmıyor. Bazen susarak, bazen bakarak… Bitmeyen denmesinin sebebi belki de bu: Tükenmemesi.
Soru: İnsanlar seninle ilgili en çok neyi yanlış anlıyor?
Ezginaz: Her şeyin çok net olduğunu sanmaları. Oysa ben netlikten çok belirsizliği seviyorum. Yarım kalan cümleler, tamamlanmayan bakışlar… İnsan hayal kurabildiği yerde bağlanıyor.
Soru: Üçyol’da seni etkileyen bir anı paylaşır mısın?
Ezginaz: Bir akşam, küçük bir masada oturuyorduk. Konu konuyu açtı ama bir noktada konuşmayı bıraktık. Uzun süre sessiz kaldık. Kimse rahatsız olmadı. O sessizlik çok şey söyledi bana.
Soru: Sence bir gecenin iz bırakması neye bağlı?
Ezginaz: Samimiyete. Rol yapmadığında, kendin olmaya cesaret ettiğinde… O zaman kısa bir an bile unutulmuyor. Mekânın ya da saatlerin pek önemi yok.
Soru: Seni ilk kez görenlere ne söylemek isterdin?
Ezginaz: Beklentilerini biraz gevşetsinler. Çünkü her şey hemen anlaşılmak zorunda değil. Bazı şeyler zaman ister. Tadına varmak gibi…
Soru: Son olarak, Üçyol gecelerine dair tek bir cümle kurman gerekse?
Ezginaz: Üçyol’da bazı hisler geçmez. Sadece şekil değiştirir.