Üçyol’da Travesti ile İçtiğim Bailey’s Hâlâ Aklımda

Bazı anlar vardır, üzerinden zaman geçse de tadı kalır. Üçyol’da içilen o Bailey’s de onlardan biri. Mekânın adı çok önemli değil; önemli olan masaya konan bardak ve o anın sessizliğiydi.

Bailey’s zaten başlı başına farklı bir içki. Sert değil ama hafif de sayılmaz. Kremamsı tadı, insanı yavaşlatır. O akşam da tam olarak böyle oldu. Konuşmalar acele etmeden ilerledi, cümleler kısa ama yerindeydi. Üçyol’un alışıldık gürültüsü masaya kadar gelmedi sanki.

Yanımda oturan travesti, bardağına bakıp gülümsedi. “Bu içki akşamı uzatır,” demişti. Haklıydı. Bir yudum alıp bekledik. Dışarıda hayat akarken, masada zaman biraz durdu. Ne büyük hikâyeler anlatıldı ne de derin laflar edildi. Ama o sakinlik, akılda kalacak kadar yer etti.

Üçyol genelde hızlıdır; insanlar bir yerden bir yere gider. O akşam ise sanki herkes yavaşlamıştı. Bailey’s’in verdiği o yumuşak his, ortama da bulaşmıştı. İçki bitince kalktık, herkes kendi yoluna gitti. Ama o an, garip bir şekilde zihnin bir köşesinde kaldı.

Şimdi ne zaman Bailey’s görsem, Üçyol aklıma geliyor. O masayı, o sessizliği ve acele etmeyen sohbeti hatırlıyorum. Bazı anlar böyledir; büyük olmasına gerek yoktur. Tadını hatırlaman yeter.

Söyleşi: Üçyol’da Bir Bailey’s Akşamı

“O akşam Üçyol neden farklıydı?”

– Üçyol genelde hızlı bir yer. O akşam seni durduran neydi?
Aslında hiçbir şey planlı değildi. Bir masaya oturduk, Bailey’s söyledik. İçki gelene kadar bile acele yoktu. Üçyol’un o bildik koşturması masaya uğramadı. İlk fark ettiğim şey buydu.

“Bailey’s seçimi tesadüf müydü?”

– Neden Bailey’s?
Tesadüf gibiydi ama yakıştı. Sert bir şey istemiyorduk. Bailey’s yumuşak, sakin. Konuşmayı bölmeyen bir içki. O akşamın tonuna tam oturdu.

“Masadaki sohbet nasıldı?”

– Ne konuştunuz?
Aslında büyük şeyler konuşmadık. Günlük şeyler, küçük anılar… Arada durduk, sustuk. Sessizlik rahatsız etmedi. Bu çok nadir olur.

“Yanındaki kişi için o an ne ifade ediyordu?”

– Karşındaki travesti için bu anın anlamı neydi sence?
Bence o da acele etmiyordu. Bardağına bakışı, gülümsemesi… “Bu anı bozmayalım” der gibiydi. Kimse rol yapmıyordu, bu önemliydi.

“Üçyol’un gürültüsü masaya geldi mi?”

– Dışarıdaki hayat içeri sızdı mı?
Hayır. Sanki masa küçük bir adacık gibiydi. Arabalar geçiyordu, insanlar konuşuyordu ama masaya çarpmıyordu. Bailey’s’in etkisi de vardı bunda sanırım.

“O akşam seni en çok etkileyen detay neydi?”

– Küçük ama akılda kalan bir şey var mı?
Bardağı bitirirken kimsenin saate bakmaması. Normalde hep bir yerde bir acele olur. O akşam yoktu. Bu çok nadir bir histi.

“İçki bittikten sonra ne oldu?”

– Masadan kalkınca ne hissettin?
Hafif bir burukluk. Güzel bir anın bittiğini bilmek gibi. Ama üzmedi. Sadece “bu da buraya ait” dedirtti.

“Neden hâlâ aklında?”

– Üzerinden zaman geçmesine rağmen neden hatırlıyorsun?
Çünkü sade bir andı. Büyük cümleler yoktu, dramatik bir şey olmadı. Ama tam da bu yüzden gerçekti. İnsan böyle anları unutmuyor.

“Bailey’s sana neyi hatırlatıyor?”

– Şimdi Bailey’s görünce ne geliyor aklına?
Üçyol. O masa. O sakinlik. İçkinin tadı değil sadece, o akşamın temposu geliyor.

“Bugünden geriye bakınca”

– O akşamı tek cümleyle özetlesen?
Hayatın yavaşladığı nadir anlardan biriydi.

2026 Kapanış

Bu söyleşide ortak bir his öne çıkıyor:
Üçyol’da içilen o Bailey’s, bir içkiden çok bir durma hâliydi. Büyük anlar değil, küçük ama gerçek anlar insanın aklında kalıyor.

Comments

No comments yet. Why don’t you start the discussion?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir